Üst Düzey Yönetici Belgesi
Siyaset Bilimi Siyaset Bilimi Hakkında Herşey!İncele

Kategori: Genel

Genel

Marjinal Ne Demek? Marjinallik Nedir?

Kısaca marjinal ne demek? Marjinal kelimesinin ilk anlamı, farklı ve sıra dışı olandır. Toplumsal kuralların dışında kalan ve herkesten farklı yaşantısı olan kişi ve kesimler de marjinal olarak tanımlanmaktadır. Yazımızda marjinal insanların kentlerdeki istikrarsızlıktan bahsedeceğiz.

KENTLERDE YAŞAYAN MARJİNAL KESİM VE YARATTIĞI İSTİKRARSIZLIK

Marjinal nedir?

Bu makalede çarpık ve hızlı gelişen kentlerde gecekondular ve göçmenler ele alınmıştır. Sanayi devrimiyle birlikte kentlerin çekiciliği, istihdam ve eğitim imkânları sayesinde kentler cazibe merkezi haline gelmiştir. Bu nedenle kırsalda yaşamlarını sürdüren nüfusun kısa bir süre içerisinde kentleri tercih etmeleriyle birlikte kentlerde bazı sorunlar baş göstermeye başlamıştır. Yerleşik kentli insanlarla, kırsaldan kente gelen insanların yaşam tarzlarının ve yaşantılarının farklılıkları bazı sorunları ve siyasal istikrarsızlığı da beraberinde getirmiştir. Bu istikrarsızlığa sebep olan marjinal kesimlerdir. Modern kentleşme yolunda gecekonduların ve göçmenlerin yarattığı istikrarsızladır.

Anahtar Kelimeler: göçmenler, marjinallik, gecekondular, nüfus, uyum, yaşam koşulları, marjinal ne demek, marjinal kişi

1. Bu marjinal kesim/ler nedir, kimdir?

marjinallik

Marjinal kesim ya da kesimler aykırı, sıra dışı ve farklı davranışları olan kişi yada gruplara diyebiliriz. Farklılık neye göre belirlenir. Bir kişinin kendi tercihleri nedeniyle yapmış olduğu eylemler, yaşam tarzları ve davranışları nedeniyle bu kişilere marjinal demek doğru mudur? Bir arada yaşamak zorunda olan insanlar zaman içerisinde yaşamlarını kolaylaştırmak için bazı kuralları koymuşlardır. Bu kurallar kanunların aksine yazısız olup buna örf, adet ve gelenek gibi kavramları örnek gösterebiliriz. Toplumun koymuş olduğu kurallara uymayan ve uymak istemeyen kişilere marjinal denilmektedir. Bunlara örnek olarak toplumun alışık olmadığı davranışlar vardır. Yirminci yüzyıl ortalarına kadar kadınların pantolon giymeleri, erkeklerin küpe takmalarına toplum alışık olmadığı için hoş karşılanmaz ve bu kişilere marjinal denilirdi. Zamanla toplum sıra dışı davranışlara alışırlar ve sıradan hale gelir. Günümüzde kadınların pantolon giymeleri, erkeklerin ise küpe takmaları sıradan hale geldiyse marjinallik dönemsel yada zamansaldır.

2. Niçin marjinaller?

Kente göç ederek yaşamını devam ettiren ilk kuşak göçmenler kendilerini göç ettikleri yere ait hissedememeleri bazı sorunları beraberinde getirmektedir. Göçmenler kültürlerini sürdürebilmek için bazı alışkanlıklarından vazgeçmezler. Köylerde ve kasabalarda sokaklarda davullu zurnalı düğünler tercih edilirken, kentlerde düğün salonları tercih edilir. Kırsaldan göç edenler sebzeleri kendileri yetiştirip tüketmek isterler, kentliler ise market ve pazardan hazır almaya alışmışlardır. Göçmenler daha önce yaşadıkları yörelerde giyim tarzları, yemek kültürleri, şiveleri farklıdır. İlk kuşak göçmenler yaşadıkları kente hemen uyum gösteremeyebilirler. Bu gibi farklı yaşam tarzları çatışmalara sebep olur. Çünkü farklı giyim tarzları ve yaşam tarzları nedeniyle yerleşik kentliler göçmenleri yaşam tarzları nedeniyle marjinal olarak kabul ederler.

3. Sebep oldukları istikrarsızlıklar nelerdir?

Bu marjinal gruplara göçmenleri örnek gösterebiliriz. Yazımızın girişinde bahsettiğimiz gibi sanayi devrimi ile birlikte insanların yaşam kalitesinin daha yüksek olacağını düşünerek kentlerde yaşamaya karar vermesiyle yaşanan sorunlar. Kentlerin hazırlıklı olmadığı bir biçimde nüfusun hızla artması bazı sorunları beraberinde getirmektedir. 1965 yılında yapılan nüfus sayımında İstanbul’ un nüfusu nüfus sayımına göre 2 milyon civarında iken, 1980 yılında bu sayı 5 milyona yaklaşmıştır. Günümüzde ise bu sayı 15 milyona yaklaşmış. Bu hızlı artış sonrası kentlerin ekonomik fonksiyon, kültürel fonksiyon, idari ve siyasi fonksiyonlarında istikrarsızlıklar kaçınılmaz olmuştur.

Bu sorunların başında daha çok kente göç eden insanların kent yaşamına entegrasyonu ile ilgili problemlerdir. Bu problemler kentli insanlarla, kırsalda yaşamlarını sürdürürken kente sonradan yerleşen insanlar arasında yaşanan sosyal, kültürel ve ekonomik sorunlardır. Kentte daha önce yerleşik yaşayan insanların ekonomik yönden avantajları daha fazladır. Buna örnek olarak ekonomik anlamda ev, iş ve araba sahibi olmaları, sosyal anlamda ise iyi bir eğitim almaları ve çevrelerinin geniş olmaları olarak gösterilebilir. Çünkü kentte yaşamak için ekonomik bir güce sahip olunması gerekir. Gelişmekte olan bir ülkede hane halkların aylık gelirleri yoksulluk sınırı altında hatta açlık sınırında bile denilebilir. Geçim sıkıntısı yaşayan ailenin eğitim seviyesi düşük bireyleri kötü yola düşebilir. Örneğin, hırsızlık, kapkaç, fuhuş vb. gayri meşru yollara düşerek toplum huzurunu olumsuz yönde etkiler. Bunun için geçim sıkıntısı yaşayan insanlar için farklı politikalar üretilip yeni iş imkanları sunulması gerekir. Nüfusun olduğundan fazla olan kentlerde bu politikalar üretilmeze siyasal istikrarsızlıklar kaçınılmaz olur.

4. Bunların yaşam hakkı yok mudur?

Marjinal insan ne demek? Marjinal insanların herkes gibi yaşam hakkı vardır. Bu insanları dışlamak yerine topluma uyum sağlamaları sağlanıp, ötekileştirilmemesi gerekir. İnsanların kentlerde insanlık onuruna yakışır bir biçimde eşit olarak yaşamaları ve yaşamaları için uygun zeminin hazırlanması gerekir. Eğitim düzeyi düşük, okuma yazması olmayan kişilerin topluma entegrasyonu için devlete büyük bir sorumluluk düşmektedir. Gecekonduları kentsel dönüşüm kapsamında daha iyi yaşam alanları oluşturulması gerekir.

5. Bu istikrarsızlıkların çözümünde yerel yönetim birimlerine düşen başlıca pratik görevler nelerdir?

Anayasanın 56.maddesine göre herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Anayasanın 56.maddesinden de açıkça anlaşıldığı gibi bu sorunları çözmek devletin ödevidir. Bu istikrarsızlıklara pratik çözüm olarak izlenecek politikaların başında sosyal yardımlar ve eğitim olmalıdır. Yerel yönetimler birey, aile ve toplum refahını arttırmak amacıyla ihtiyaç sahibi kesimler öncelikli olmak üzere tüm toplumu hedefleyen katılımcı anlayışla adil ve arz odaklı bütünsel sosyal politikalar üretmelidir. Soysal bir patlama olmasını önlemek için: öncelikle işsizliğe çözüm üretilmesi gerekir. Herhangi bir mesleği olmayan bireylere belediyeler ve ilgili kurumlarca ücretsiz olarak meslek edindirme kursları düzenlenerek meslek sahibi yapılmalıdır. Ayrıca işi olup asgari ücretle ailesinin geçimini sağlamaya çalışan ancak almış olduğu ücret asgari geçim standartlarının hatta açlık sınırının altında kalan ailelere de kaymakamlıkların sosyal yardımlaşma vakfından yardım edilmelidir. Belediyeler ise aş evleri açarak günlük kalori miktarını sağlayacak gıda yardımı yapmalıdır.

Dr. Ümit USLU

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK YAZILARIMIZ;

Genel

Modelistlik Kurs Fiyatları Ne Kadar?

Modelistlik Kurs Fiyatları

Modelistlik Kurs Fiyatları

Moda sektörü tüm zamanların en popüler faaliyet alanlarından bir tanesi olarak pek çok kişinin ilgisini çeker. Özellikle yeni bir kariyer inşa etmek isteyen ve modaya ilgi duyan herkes için modelistlik kursu etkili bir seçim olarak öne çıkar. Modelistlik kurs fiyatları ne kadar? sorusunun cevabı ve kurs özellikleri de bu noktada geleceğin moda tasarımcıları için büyük önem taşır. Pek çok katılımcının ilk tercihi hem kapsamlı hem de bütçe dostu eğitimler ile kendileri geliştirmek olur. Yazımızın devamında akıllardaki soru işaretlerini gidermek için bazı bilgiler vereceğiz.

A’dan Z’ye kadar Modelistlik Eğitimi

Uzman kadrosu, Milli Eğitim Bakanlığı onaylı eğitimleri, kurs sonunda verdiği uluslararası geçerliliğe sahip olan sertifika ve sunduğu daha pek çok avantaj ile modelistlik eğitim kurumları, kursiyerlerine oldukça geniş avantajlar sağlanır. Modelistlik kurs fiyatları ne kadar? diye bakıldığında katılımcıların yüzünü güldüren kurumlar, aynı zamanda üst düzey eğitim anlayışı ile tüm kursiyerlere parlak bir gelecek sunar. Giysi tasarımı, kalıp çıkarma, gerber dikiş ve moda ile alakalı diğer tüm ayrıntıları öğrenebileceğiniz bu eğitimler sonunda sektörün önde gelen firmalarında iş bulabilir veya kendi işinize rahat bir şekilde kurabilirsiniz. Bunun yanı sıra modelistlik kurs ücretleri ne kadar? ve kolay ödeme seçenekleri neler diye bakıldığında; indirimler ile bu kaliteli eğitimlere en uygun yolla ulaşabilmeniz sağlanır.

Modelistlik Eğitimi

Modelistlik Eğitimi

Taksit Seçenekleri ve %50’ye Varan İndirim Uygulaması

Modelistlik kursları açan kurumlar kursiyerlerin memnuniyetlerini her zaman ön planda tutacak şekilde fiyat uygulaması gerçekleştirir. Bu sebeple kursiyerlere Türkiye’de en iyi modelistlik eğitimi uygun fiyat avantajları ve kolay ödeme seçenekleri ile sunulur. Modelistlik kurs ücretleri ne kadar? olduğu konusunda net olarak bir fiyat miktarından bahsetmek doğru değildir. Modelistlik kursu fiyatları ne kadar? olduğu bilgisi kursiyerin başvurmuş olduğu kurumun uyguladığı tarifeye göre belirlenir. Derslerde kullanılan malzemelerin tamamını kursiyerlere kurumlar genelde ücretsiz olarak temin eder. Erken kayıt dönemlerinde %50’ye varan indirimler ile kurslar daha da ulaşılabilir olur. Tüm bunlara ilave olarak modelistlik eğitimi alan kursiyerler makyaj konusunda da ücretsiz sertifika verilir. Bu şekilde moda ile alakalı koleksiyon hazırlayabilecek donanıma sahip mezunlar makyaj sektöründe de kendilerini gösterme şansı bulabilir.

Modelistlik Kursu Fiyatları

Modelistlik kurs fiyatları ne kadar?, ödeme seçenekleri ve eğitim kalitesi nasıl gibi sorulara bakarak; alanında kaliteli olan eğitim kurumlarını tespit edip siz de yeni bir iş imkanı elde edebilirsiniz. Profesyonel eğitimler ile yaratıcı ve keyifli bir sektöre adım atarak yaşamınıza yeni bir yön verebilirsiniz. Modelistlik kurs fiyatları ne kadar? sorusu, eğitimlerin ayrıntıları ve çok daha fazlası için en yakın modelistlik kursu veren yere başvurmanız gerekir. Modelistlik kurs fiyatları kursun toplam saat süresi, kurs programı, sınıftaki kursiyer sayısı ve kursun diğer özelliklerine göre farklılık gösterir.

  • Ortalama kurs ücretleri
    • İstanbul’da 8000 ile 25 bin lira arası,
    • Ankara’da 5000 ile 15 bin lira arası,
    • Halk eğitim merkezleri (ücretsiz)
    • Belediyelerde (ücretsiz)

Modelistlik Kursuna Kimler Katılabilir?

Modelistlik kursu bu alanda eğitim görmek isteyen tüm kurs katılımcılarına eğitim olanakları sunar. Kursa katılmak için belirlenen herhangi bir kriter yer almaz. İlkokul eğitimini tamamlamış olan herkes bu kursa kayıt yaptırabilir. Modelistlik kurs fiyatları ne kadar? sorusu, ileride moda üzerine çalışmak isteyen kişiler tarafından ve halihazırda sektörün içinde yer alan kişilerce sıklıkla sorulur. Ağırlıklı olarak meslek edindirmek amaçlı gerçekleştirilen modelistlik eğitim ücretleri, bu kursları veren kurumlar arasında değişiklik gösterir. Yaklaşık olarak 4 ay ile 10 ay arasında değişen modelistlik kursu programları teknik ve uygulamalı eğitimler ile öğrencilere meslek hayatına hazırlamış olur.

Modelistlik Kursundan Neler Öğrenilir?

Giysi seçiminde dikkat edilecek hususlar ve giyimi etkilemiş olan faktörler gibi konuların beraberinde ölçü alma modeli, temel kalıplar gibi pek çok konu hakkında da geniş ve kapsamlı bilgi verilir. Riga takımı, pistole gio, makas ve pergel gibi meslek hayatınızda devamlı olarak kullanacağınız tüm malzemeler kurs eğitimi süresi boyunca kurs yeriniz tarafından temin edilir. Uygulamalı eğitimler ile becerilerinizin artmasına yönelik çalışmalar yapılır. Ayrıca bilgisayarlı modelistlik kurslarına katılarak kendinizi daha da fazla geliştirme imkânı bulabilirsiniz. Modelistlik kursuna katılan birçok birey tekstil ile alakası olmadığı için eğitimde ilk olarak tekstil hakkında bilgi verilerek başlanır. Bunun devamında ise sektörün en önemli maddesi iplikler ve özellikleri ele alınır. İplik numaralandırma sistemi ve dikiş için kullanılan iplikler ve özellikleri öğretilir.

Lisans Eğitimi

Genel

12 Eylül Darbesi ve 1980’den İtibaren Türkiye

12 Eylül darbesi, 12 Eylül 1980 sabah 04.30′ da Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koyduğunu bir bildiriyle tüm Türkiye’ ye ilan etmiştir. Bildiriyle birlikte Türkiye Millet Meclisi feshedilip, milletvekillerinin dokunulmazlıklar kaldırılmıştır. Alparslan Türkeş dışında ki tüm siyasi parti liderleri tutuklanıştı. Alparslan Türkeş ise iki gün sonra kendisini teslim olmayı kabul etmişti. Siyasi partilerin yanı sıra köktenci konfederasyonunun sosyalist DİSK ve aşırı sağ milliyetçi olan Milliyetçi İşçi Sendikaları konfederasyonu MİSK‘ in faaliyetleri tamamen durdurulmuştur.

12 Eylül Darbesi

12 Eylül Darbesi

Generaller siyasetçileri demokrasi adına görevden almakla yetinmeyip, 1700′ ün üzerinde seçilmiş olan belediye başkanlarını görevden almıştır. Bütün iktidar Genel Kurmay Başkanı olan Kenan Evren’ in devlet başkanı ilan edilmesiyle birlikte ordunun elinde toplanmıştır. Yeni düzenlemelerle beraber Bakanlar Kurulu üyeleri ile bürokrasi bütünüyle general ve subaylardan oluşturulmuştur. Devlet başkanı sıfatını elde eden Kenan Evren tutuklana ve siyasetten men edilen siyasetçilere karşı sert tutumlar takınmış yeni düzende eskilerin olmayacağını ima etmişti.

Daha evvel hazırlanan ve şüpheli oldukları iddia edilen 11.500 kişi ilk altı hafta içerisinde tutuklandı. 1980 yılının sonuna doğru ise bu sayı 30 bine, bir yıl sonra 122.600 tutuklama yapılmıştır. Eylül 1982′ de 80 bin kişi hapiste bulunuyor ve bu sayının 30 bini ise yargılanacağı günü bekliyordu. Bu süre içerisinde tutuklular işkencelere maruz kalıyor ve savunma olarak yapılan eylemleri meşru kılmak adına terörü engelleme adına yapıldığı iddia edilmiştir. 12 Eylül 1980 var olan siyasal sistemin tasfiyesi ve sonuçlarında neler oldu? 12 Eylül darbesi kimlere yapıldı?

12 Eylül Darbesi Sonrası Yeni Anayasa

12 Eylül Darbesi Sonrası Yeni Anayasa

12 Eylül Darbesi Sonrası Yeni Anayasa

12 Eylül Darbesi sonrası, ordu 1980 darbesinde izlemiş olduğu yöntemler yani siyasal yaşamın yeniden inşa edilmesi noktasında 1960 darbesinde kullanılan argümanlar kullanılmıştır. 160 üyeden oluşan danışma Meclisi 23 Ekim 1981 tarihinde ilk defa toplanmıştır. Meclis üyelerinin 40 kişisi doğrudan, 120 üye ise ordunun aday göstermesiyle MGK tarafından atanmıştır. Danışma meclisi Profesör Orhan Aldıkaçtı’ nın başkanlığında 15 üyeli bir Anayasa Komisyonu seçti. 1982 tarihinde ilk taslağı hazırlanan yeni anayasa genel olarak kişi hak ve özgürlüklerini kısıtlayan maddeler içeriyordu.

Dar Sokakta Demokrasi

12 Eylül darbesi sonucunda yeni Anayasanın kabul edilmesiyle Kenan Evren’in cumhurbaşkanı seçilmesinden hemen sonra generaller siyasi yapılanma anlamında programın ikinci aşamasına geçtiler. Siyasi partiler yasasının ilan edildikten sonra yeni partilerin kurulmasının önü açılmıştı. Bu süreç içerisinde 15 parti kurulmasına karşın 12 parti kurucular listesinde yaptığı değişiklik nedeniyle kabul edilmemiştir.

1983 seçimlerine katılmalarına izin verilen partiler Emekli Orgeneral Turgut Sunalp önderliğinde Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP), Necdet Calp önderliğinde Halkçı Parti (HP) ve ekonomi alanında uzman olan Turgut Özal önderliğinde Anavatan Partisi (ANAP) seçimlere katılmıştır. Yapılan 1983 seçimlerinde % 45 gibi bir oranla ANAP birinci parti olmayı başarmıştı. 12 Eylül darbesi sonrası seçimlerle iş başına gelen Başbakan olan Turgut Özal halkın içinden gelen bir siyasetçi olduğu için kısa sürede halkın güvenini toplamayı başarmıştı.

1983 Seçim Sonuçları

1983 Seçim Sonuçları

1983 Seçim Sonuçları

12 Eylül darbesi sonrası yapılan ilk genel seçim sonuçları.

  1. Anavatan Partisi %45
  2. Halkçı Parti %30
  3. Milliyetçi Demokrasi Partisi %23

Turgut Özal askeri vesayetin gözetimi altında olmasına rağmen sivil siyaseti ön plana almak için çabalamaktadır. Özal bu çalışmalarını sürdürürken 1984 yılında yapılan yerel seçimlerde Anavatan Partisi (ANAP) birazda olsa oy kaybetmiştir. 1980 öncesi parti liderlerin yasaklı olması sebebiyle yeni kurulan partilerin arkasında genellikle eski liderler bulunuyordu. Özal eski siyasilerin bu durumunu bildiği için geri dönmeleri hususunda halk oylaması yapmaya karar verdi. Yapılan halk oylaması sonucunda % 50.24 oranla evet sonucu çıkmıştı.

12 Eylül darbesi sonrası, bu sonucu dikkate alan Anavatan Partisi (ANAP) seçim sisteminde değişikliğe giderek barajı yükseltmiştir. 29 Kasım’da yapılan seçimlerde ANAP % 36.3 oranıyla mecliste salt çoğunluğu elde etmeyi başarmıştı. 1988 tarihinde Özal’a karşı girişilen suikast sonrası Özal yerel seçimlerin bir yıl erkene almak için referanduma gitmek istemiş ve referandumdan istediği sonuç çıkmamıştır. 1989 yılında gerçekleşen yerel seçimlerinde ise Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) %28.2 ile birinci parti olmuştur. Doğru Yol Partisi %25.6 il ikinci parti, Anavatan Partisi (ANAP) ise %21.9 ile üçüncü parti konumuna düşmüştür. Özal’ın cumhurbaşkanlığı makamına geçmesiyle birlikte eski bir siyasetçi olan Yıldırım Akbulut ANAP’ın başına geçmişti.

1989-2022 Arası Siyasi Gelişmeler

Daha Fazla Demokratikleşme

İktidar Nisan 1989 yılında bazı reformlar yaparak bir paket açıkladı. Bu paketin içerinde en önemli madde gözaltı süresiyle ilgiliydi. Çünkü bu madde demokratikleşme adına atılan en önemli adımların başında gelmektedir. Hakim kararı olmaksızın gözaltında kalma süresi 15 günden 24 saate düşürüldü. Önemli sayılacak miktarda yapılan bu indirim işkencelerin fazlaca yaşandığı bir dönemde yapılmıştı.

1991 Genel Seçimleri: Demirel’ in dönüşü

Muhalif partilerinin erken seçim istekleri önemli bir biçimde gündeme gelmeye başlamıştı. Muhalefetin iddiasına göre artık iktidar halk desteğini kaybetmeye başlamıştı. Çünkü memurlara yönelik ücret artışı, çiftçilerin taban fiyatında ki artışlar seçim sinyali vermiş ve seçimler 20 Ekim 1991’de yapılmıştı.

Gerçekleşen seçim sonuçlarına göre Doğru Yol Partisi (DYP) % 27 ile birinci, Anavatan Partisi (ANAP) ise %24 oy alarak ikinci parti olmuştu. Anavatan Partisi (ANAP) içerisinde çıkan sorunların üstesinden gelmek için Özal, Mesut Yılmaz’ı uzaklaştırmaya gayret etse de bunda muvaffak olamamıştır. Turgut Özal’ın Nisan 1993 yılında kalp krizi geçirmesi sonucu hayatını kaybetmesinin ardından Süleyman Demirel cumhurbaşkanlığı makamına seçilmişti. Tansu Çillerin Doğru Yol Partisi (DYP) ‘ nin başına geçmesiyle beraber siyasi hayata yeni bir isim dahil olmuştu.

İslamcılar Denetimi Ele Geçiriyor

27 Mart 1994 tarihinde yapılan yerel seçimlerin asıl galibi Refah Partisi olmuştur. Refah partisi bu seçimde olağanüstü teşkilatlanmasıyla öne çıkarken %19 oy almasına rağmen seçimlerin galibi gibi görünmüştür. Bu seçimlerde başta İstanbul ve Ankara olmak üzere tam 15 büyük kentin yönetimini ele geçirmeyi başarmıştır. Bu seçimde en dikkat çekici olay sol partilerin parçalanması olarak görülebilir. Zira üç sosyal demokrat partinin oy dağılımı şu şekildedir; %13.6 (SHP), %8.8 (DSP), ve %4.6 (CHP) almıştır.

Üç sol partinin toplam oy oranına bakıldığında %27 gibi bir sonuca ulaşılıyor. Bu üç partinin liderleri olan Murat KARAYALÇIN, Deniz BAYKAL ve Bülent ECEVİT’ in sosyal demokrat kesimlerin bu üç sol partinin birleşmesi yönünde bir beklenti haline gelmiştir. Ancak bu beklenti bir sonuç vermiş ve Demokrat Sol Parti dışında Cumhuriyet Halk Partisi ile Sosyal Demokrat partisi tek çatı altına girmeyi başarmıştır. Bu birleşik iki partiye eski dışişleri bakanlı olan Hikmet Çetin liderlik yapıyordu.

27 Mart 1994 Yerel Seçim Sonuçları

  1. Parti Doğruyol Partisi %21.4
  2. Parti Anavatan Partisi % 21
  3. Parti Refah Partisi %19.1
  4. Milliyetçi Hareket Partisi %8

28 Şubat 1997: Kemalist restorasyon

12 Eylül darbesi sonrasında 28 şubat postmodern darbe adıyla anılan ve Ordu ile Refah Partisi arasında ilk kez Ankara ilinin Sincan ilçesi belediyesinin Filistin halkına destek amacıyla Kudüs gecesi düzenlemesiyle birlikte gerginlik yaşanmış ve ordu Sincan’ da ağırlığını hissettirmek için tankları caddelerde yürütmüştür. Belediyelerde ve kamu kurum ve kuruluşlarında  İslami yapılanmalar halk ile ordu nazarında tedirginlik yaratmaya devam etmekteydi. Ordu alenen bir şekilde Refah Partisi’nin karşısında olduğunu gösteren eylemler yapıyordu. Hükümete karşı ordu tarafından baskıların artması sonucu önce Tansu Çiller hükümetten ayrıldı ve Refah Partisi lideri Necmettin  Erbakan istifa etti.

İslamcıların geri gelişi

Bülent Ecevit’ in fiziksel rahatsızlıkları nedeniyle Demokrat Sol Parti içerisinde kırılmalar oldu. Bazı partililer Ecevit’ in sağlık sorunları nedeniyle istifa etmesi yönünde beklentiler ve telkinler olmasına karşın Ecevit istifa etmeyi red edince partililer isyan etti. Bu dönemde yaşanan ekonomik krizler 3 Kasım 2002’de yapılan seçimler kimsenin beklemediği bir sonuçla Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AKP % 34’ den fazla oy alarak birinci parti olarak çıkmayı başarıp tek başına hükümet kurmayı elde edecek sonuca ulaşarak seçim zaferle sonuçlanmıştır. 12 Eylül darbesi hakkında sorularınızı bize yazabilirsiniz.

 

Genel

Sepetli Vinç Nasıl Kullanılır?

Sepetli vinç nasıl kullanılır?  Son yıllarda gelişen teknolojinin sayesinde kişilerin hayatını kolaylaştıran pek çok makine üretilmiştir. İnsanların kullanımına sunulan bu makinalar sayesinde ağır görünen işler kısa zamanda yapılabilmektedir.

Sepetli vincin bir diğer adı da manlift dir. Manlift türü iş makineleri hem personel hem de yük taşımak için imal edilmiştir.

Bu makineler bireylere günlük hayatlarında son derece zor olan işlerin daha kolay ve basit bir şekilde yapılmasına olanak sağlıyor. Telefon iş makinaları fotokopi makinesi ve çevremizde gördüğümüz her türlü makine çeşitleri bunlara örnek teşkil eder.

Günümüzde vinç kullanımı özellikle en çok artış gösterilen makine çeşididir. Eskiden çok zor olan işleri dahi vinç kullanımı ile beraber son derece kolay yapılır duruma dönüşmüştür. Bu şekilde istenilen bütün çözüm yolu ortaya çıkarılmıştır.

Sepetli Vinç Kullan

Sepetli Vinç Kullan

Sepet Vinç Kullanımında Dikkat Edilmesi Gereken Detaylar

Sepetli vinç nasıl kullanılır? Bu  vinçlerin her türlü kullanımlarında dikkat edilecek olan konu elbette güvenliğidir. Bir insanı taşıyan ve etkin bir şekilde onarım bakım temizlik işlerinin yapılmasına olanak sağlayan bu makine ile beraber sizler de pek çok konuda kolay olarak çözümler türetebilirsiniz. Günlük yaşantımızda cephe temizleme dahil pek çok konuda bu makinanın kullanımı yaygındır.

Sepetli vinç kullanımı denildiğinde ilk akla gelen karşımıza cephe temizlik işleri gelir. Cephelerde gerçekleşecek olan zor çalışmaları bu makine sayesinde daha kolay bir şekilde yapılması mümkündür. Yükseklerde yapılacak olan elektrik geçiş hatları bakımı bina cephe temizliği ve bakımı izolasyon işleri bakımı gibi daha birçok farklı konularda sepetli vinç kullanılır.

Sepetli Vinç Kullanım Alanları Nelerdir?

Sepetli vinçler ağır ve pahalı olan makinelerdir. Bu araçlar etkin kullanım özellikleri ile satış fiyatı konusunda son derece değen iş makineleridir. Kullanım alanları bakımından çok işlevli ve özel araçlardır.

Sepetli vinç denildiği zaman ilk akla gelen şey cepheler olur. Cephelerde yapılan işlerde esas olarak güvenli bir şekilde yapılmasıdır. Güvenlik son derece önemlidir. Çünkü bu makineler insanları taşır ve güvenlik konusunda en ufak bir ihmal bulunursa olan taşıdığı insanın yaşamına mal olacaktır. Sepetli vinç kullanım alanlarını şu şekilde sıralayabiliriz.

  • Üst geçitler ve köprülerin bakım ve onarımı
  • Otoyol levhalarının değişim ve montajı
  • İnşaat alanları
  • Nakliye ve taşımacılık sektöründe
  • Havalimanları ve limanlar
  • İmalathaneler ve fabrikalar

Sepetli vinç nasıl kullanılır? Kullanımından önce vinç kullanımının her türlüsünde vinçlerin bakımlarını ertelemeden aktif olarak yaptırılması güvenlik açısından oldukça önemlidir. Az bir ihmal bile geri dönüş olmayan olaylara sebebiyet verebilir. Bakımı düzgün olan vinçlerden sorunsuz olarak verim alırsınız. Böylelikle arzu ettiğiniz hizmete güvenli bir şekilde ulaşmış olursunuz.

Çatıların tamir işlerinde vinçler ön plandadır. Birçok işlerde sepetli vinç kullanarak bu işleri güvenli ve pratik olarak tamamlayabilirsiniz. Günümüzde birçok kullanım alanı olan bu makineleri kullanmak herkes için en ideal bir çözüm yoludur.

Sepetli Vinç Kiralama

 Sepetli vinç nasıl kullanılır? Dilerseniz  kiralayarak yapmak istediğiniz işleri en kaliteli ve güvenli bir şekilde yapabilirsiniz. İsterseniz sadece vinç kiralayabilir veya da hizmet satın alabilirsiniz. Vinç kullanımının yaygın olarak yapıldığı günümüzde kiralama hizmeti de yer alıyor.

Sepetli Vinç Kullanımı

Sepetli vinç nasıl kullanılır? Merak edilen sorulardandır.   Kullanımı pek çok vinç çeşidine göre çok kolaydır. Çoğunlukla kamyonet diye tabir edilen araçların arka kasa bölümüne monte edilen sepette vinçler dışarıdan kontrolü sağlanır.

Bir kol yardımı ile istenilen yüksekliğe ulaşan vinçler yine araçla istenilen yere çekilebiliyor. Sepetli vinçler genellikle küçük bakım ve temizlik gibi işlerde yaygın olarak kullanılır. Bunun için bu tip bir aracı satın almak ve kiralamak oldukça ekonomiktir.

Genel

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi

Siyaset bilimi ve kamu yönetimi, farklı disiplinler ile çalışan genellikle Siyaset ve yönetim anlamında insanları uzmanlaştıran bir bölümdür.  Ekonomi, istatistik, siyaset bilimi, siyasal tarih, Türk siyasi tarihi, idare hukuku, güç ve otorite kavramları ve devlet sistemleri üzerine çalışmaların yapıldığı, sosyal sınıf, etnik yapı, toplumsal cinsiyet gibi konuların da ele alındığı bunların yanı sıra siyasal partiler, uluslararası örgütler, hükümet, yönetim şekilleri ideolojiler, toplumsal hareketler gibi konuları ele alan kısımlar siyaset biliminde incelenirken, kamu yönetimi ise genellikle yönetim sistemlerinde karar alınması ve bununla ilgili bir siyaset oluşturulmasını kapsar. Öte yandan alınan ekonomi ve Kamu Maliyesi gibi dersler ile bütçe yönetimi konusunda bilgi birikimlerini artırabilecekleri bir bölümdür.

Siyaset bilimi

Siyaset bilimi

Siyaset bilimi ve kamu yönetimi nasıl bir alandır

Siyaset bilimi ve kamu yönetimi nasıl bir alandır diye sorulduğunda, interdisipliner bir alan olması sebebiyle hem toplumun hem de yöneticilerin birçok alanda farklı değişkenlere göz önüne alınması gereken bir bölümdür.  ülkelerdeki sosyal siyasal ve ekonomik değişimlerin sebeplerini ve olası sonuçları üzerinde değerlendirmeleri ele alan bir bölüm olmakla birlikte yeni bir bakış açısı kazanmaya olanak sağlar.  birçok alanda bilgi sahibi olunabilecek bu bölüm, herhangi bir bilim dalında tam bir uzmanlaşma imkânı vermez.  bu uzmanlaşma sonrasında kişinin tercihine bağlı olarak değişebilmektedir.

Siyaset bilimi ve kamu yönetimi üzerine çalışan birisinin, farklı dillere orta üst düzeyde hâkim olması beklenir.  Zira farklı kaynaklardan dünya siyasetini, ekonomisini ve devlet sistemlerini anlayıp analiz etmesi gerekmektedir. Siyaset bilimi ve kamu yönetimi nasıl bir alandır sorusunu bundan anlamak mümkündür.

Türkiye’de İktisadi ve İdari Bilimler fakültelerine bağlı Siyaset bilimi ve kamu yönetimi bölümleri olduğu gibi Siyasal Bilgiler fakültesine bağlı Siyaset bilimi ve kamu yönetimi bölümleri de bulunmaktadır.  İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde ki bu bölüm genellikle kamu yönetimi disiplinine ağırlık vermekle birlikte, siyasal bilgiler fakültesinde bulunanı ise siyaset bilimi disiplini ağırlık vermektedir.  iktidarın kaynağı, ekonomik faaliyetlerin toplumların gelişmişliği üzerine etkisi, günümüz ekonomik sisteminin temelleri, uluslararası ilişkilerin temel aldığı esaslar gibi birçok konu üzerinde durulmaktadır.

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi İş Alanları

Siyaset bilimi ve kamu yönetimi iş alanları konusunda farklı şekillerde fırsat sunabilmektedir. Bu dereceye sahip olanlar yüksek lisans ve sonrasında doktora yaparak Akademi dünyasına birikimlerini sunabilir öte yandan devletin üst düzey memurluklarında ve özel sektörde kariyer yapma imkânı bulabilirler.  Hazine Müsteşarlığı Finans kurumları Dış Ticaret Müsteşarlığı farklı bakanlıklarda Siyaset bilimi ve kamu yönetimi derecesi mezunları yer bulabilmektedir. Siyaset bilimi ve kamu yönetimi iş alanları oldukça geniştir.

Siyaset bilimi ve kamu yönetimi kimi fakültelerde hazırlık sınıfı ile beraber 5 yıldır.  Fakat genel itibarıyla lisans eğitimi 4 yıl sürmektedir.  Mezunlarının devlet ve özel sektörde farklı iş imkanlarına sahip olduğu kişisine bağlı olarak almış olduğu lisans eğitiminin incelikleri ile iş verimliliğini yükseltebildiği bir bölümdür.

Genel

Siyaset Felsefesi ve Temel Kavramları

Siyaset Felsefesi

Siyaset felsefesi devlet hükümet siyaset özgürlük mülkiyet meşruiyet haklar hukuk gibi kavramları açıklayan bu kavramların varlığına niçin ihtiyaç duyulduğunu tartışan bir hükümetin meşruiyet kaynağı hakkında düşünen devletin özgürlükleri ve hakların için koruması gerektiği üzerine kafa yoran ve nasıl kurumsallaşması gerektiği hakkında fikirler üreten kanunun ne olduğunu sorgulayan vatandaşın ve devletin birbirlerine karşı olan yükümlülüklerini ne olduğunu açıklamayı hedefleyen bir devlet başkanı veya hükümetin ne zaman ve nasıl görevden çekilmesi gerektiğini tartışan bir sosyal bilim dalıdır ve felsefeden önemli ölçüde faydalanmaktadır.

Antik çağdan bu yana devletin yönetim şekli hakkında kafa yoran birçok filozof olmuştur.  Antik çağda bunların en önemlisi Platon veya diğer adıyla Eflatun, Aristoteles ve Sokrates gibi düşünürler devletin meşruiyet kaynağı toplumun sosyolojisi devletin örgütlenmesi gibi birçok farklı alanda devletin yapısını sorgulamışlardır.  Platon’un “Devlet” adlı kitabında bir devletin kurumsallığın nasıl sağlanacağı devlet yapısının nasıl olabileceği ve nasıl yükselebileceği ve devletin varlığının gerçekten olup olmasının gerekliliği hakkında tartışmaları anlatılmaktadır ve bunun yanı sıra Platon’un ideal devlet anlayışı ele alınmaktadır.

Platon

Platon devletin filozof krallar tarafından yönetilmesi gerektiğini savunmaktadır. Ancak bu sayede devlet gerçek görevini yapabilir ve adaleti sağlayabilir demektedir. Demokrasinin sağladığı eşitliğe de karşı çıkmakla birlikte toplumda katmanların olması gerektiğini savunmakta ve köleliğe karşı çıkmak çıkmamaktadır.  Dolayısıyla toplumdaki farklı katmanların farklı katmanlar tarafından yönetilen bileceğini ve herkesin vatandaş olamayacağını sadece yönetenlerin ve o site devletinde yaşayıp oy hakkı olanların vatandaş olduğuna inanmakta kölelerin ise bu vatandaşların işlerini yapmakla görevli kimseler olduğunu düşünmektedir.

Platon haricinde özellikle orta çağda Jean Bodin, Machiavelli, Hobbes, John Locke, Montesquieu, Jean-Jacques Rousseau, gibi düşünürler farklı alanlarda farklı şekillerde yönetim ideali inşa etmişlerdir.

Thomas Hobbes

Thomas Hobbes, monarşik bir devleti savunmakta ve Leviathan adını verdiği toplumun bütün birimlerine kadar ulaşan ve toplumun güvenliği adaleti konusunda tam yetkin olan bir deniz canavarı tasvir etmiştir.  Toplum birbiri arasında adaleti sağlamayı isterse sürekli olarak bir korku içinde yaşayacaklarını düşünmüş ve bu sebeple güvenlik ve adalet duygusunu yerine getirebilmek için insanlar doğuştan gelen bu haklarını devlet mekanizmasına devretmişlerdir bunun adı ise Leviathan’dır. Bu haklar bir daha geri dönülemez biçimde bu deniz canavarına devredilmiştir. Buradaki deniz canavarı sembolik bir şekilde devletin sınırsız gücü ve yetkisini temsil etmektedir. Thomas Hobbes’un düşünceleri bu şekilde özetlenebilir.

John Locke, liberal düşünce sisteminin kurucu babası olarak kabul edilmektedir.  Yaşama hakkının ve mülkiyet hakkının doğuştan gelen haklar olduğunu savunmaktadır. İnsan zihninin “tabula rasa” adını verdiği boş bir levha ya benzediğini söylemiş ve yaşayacağı deneyimler ile bu levhanın dolacağını anlatmıştır. İnsanların özgürlüğünü sağlayamayan bir devlet mekanizmasının meşru olmadığını düşünmüş ve özgürlük kavramını bir siyaset felsefesi olarak temel almıştır.

Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler

Genel

Avrupa Çocuk Hakları Sözleşmesi

Avrupa Çocuk Hakları SözleşmesiAvrupa çocuk hakları sözleşmesi olarak bilinen fakat asıl adı Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi olan sözleşme, 25 Ocak 1996 tarihinde Fransa’nın Strasburg kentinde imzalanmış ve imzalanmasının ardından sözleşmenin 21. Maddesine dayandırılarak 1 Temmuz 2000 yılında yürürlüğe girmiştir. Türkiye bu sözleşmeyi 9 Haziran 1999’da imzalamıştır. Mecliste 18 Ocak 2001 yılında onaylanmasının ardından 4620 sayılı onay kanunu uyarınca 1 Şubat 2001’de Resmî Gazete’nin 24305. Sayısında yayınlanmıştır.

Sözleşme Avrupa Konseyi’ne üye devletleri ve bu sözleşmeyi imzalayan fakat Avrupa Konseyi üyesi olmayan tüm ülkeleri hukuken bağlamaktadır. Özellikle Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni esas alarak çocuk haklarının ve yüksek çıkarlarının geliştirilmesi gerekliliğine vurgu yapar. Çocukların haklarının ve yüksek çıkarlarının geliştirilmesini, ailelerin çocukların haklarının korunması hususundaki rolünün önemini göz önünde bulundurur.

Avrupa çocuk hakları sözleşmesi kapsamında, 18 yaşından küçük herkes devlet nezdinde çocuk olarak kabul edilmektedir. Sözleşme çocukların haklarını geliştirmeyi, usule ilişkin haklar tanımayı amaç edinmektedir. Edindikleri hakların doğrudan haklarını kullanabilmelerinin garantisini vermekte, doğrudan kullanamasa bile herhangi bir dava sürecinde diğer kişiler veya devlet kurumları aracılığıyla adli merciler önünde yaşadıkları hukuki problemler hakkında bilgilendirilmelerini sağlamaktadır.

Avrupa çocuk hakları sözleşmesi, aslında çocuk haklarının nasıl kullanılması gerektiğini anlatan bir sözleşmedir. Çocuk haklarının neler olduğunu öğrenmek için Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989’da kabul edilen sözleşmenin incelenmesi gerekmektedir. Bu sözleşme, Uluslararası İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni esas alarak çocukların özel ilgiye ve yardıma muhtaç olabileceğini ve buna hakkı olduğunu savunmaktadır. Çocuğun kişiliğinin tam ve çevresine uyumlu bir şekilde gelişebilmesi için mutluluk sevgi ve anlayış çerçevesi sunan bir ailede yetişmesinin gerekli olduğunu kabul etmektedir.

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi

Çocuk sözleşmesi

Çocuğa özel bir ilgi gösterilmesi gerektiği, 1924 yılında Cenevre Sözleşmesi’nde kabul edildiği için Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen 1989 yılında imzalanan Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi de bunu temel alır.

Çocukların kendilerinin, ailesinin veya yasal vasilerinin sahip oldukları ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrımcılığa maruz bırakılmamasını, haklarından göz ardı edilirken sadece çocuk ve birey olduğu kabulüyle bu sözleşme hükümleri uygulanır.

Sözleşme, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul etmektedir. Bu sebeple, sözleşmeye taraf olan devletlerin her birinin bir çocuğun hayatta kalması ve sağlıklı koşullarda gelişebilmesi için azami çabayı göstermesi gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Herhangi bir kötü muamele görmesi durumunda çocuğun üstün yararının sağlanması ilkesi gereği, tüm masraflarını devlet üstlenmek üzere, çocuğa gerekli eğitim, sağlık, yaşam koşullarını sağlamakla yükümlüdür. Ebeveynlerinin tutuklanması, sınır dışı edilmesi vs. gibi haller de dahil olmak üzere fakat olağanüstü durumlar haricinde, çocuklar anne babasıyla iletişim kurdurulmak zorundadır ve bu çocukların temel hakkıdır.

Siyaset Biliminin Temel Konuları

Genel

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Siyaset Bilimi

Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi ve uluslararası İlişkiler olmak üzere iki farklı disiplinin birleşimidir. Uluslararası ilişkilerde siyaset bilimi bilmenin çok önemli olması sebebiyle bu iki disiplin tek bir lisans programı olarak sunulmaktadır.  genellikle ilk 2 yılda siyaset biliminin inceliklerine ilişkin detaylar verilir ve bu dersler siyaset bilimi sosyolojiye uygarlık tarihi siyasal düşünceler tarihi, diplomasi tarihi hukukun temel kavramları uluslararası iktisat ve araştırma metotları gibi dersleri içermektedir.

Lisansın son 2 senesi, yani 3 ve 4 sınıfta daha çok uluslararası ilişkiler teorisi uluslararası örgütler gibi daha çok uluslararası ilişkiler disiplininin detaylarını kavramaya yönelik temel dersler verilmektedir.

Uluslararası ilişkiler disiplininde ilerleyecek kişiler için İngilizce dışında farklı bir dil daha öğrenilmesi tavsiye edilmekte ve İngilizceyi ana dil seviyesine yakın bir seviyede konuşulması beklenmektedir.

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler daha çok teorik bilgilerin alındığı ve kimi zaman bu teorik bilgilerin pratiğe dökülmekte zorlan alabileceği veya bunun için fırsat bulmakta güçlük çekilebilecek bir alan olarak bilinmektedir.  Dünya basınını iyi takip etmek ve özellikle birden fazla dil bilen uluslararası ilişkiler alanında çalışan kişilerin bu konuda daha başarılı olabilecekleri bir gerçektir.

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ne işe yarar

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ne işe yarar sorusuna net bir cevap yoktur.  çünkü bunun nasıl kullanılacağı tamamıyla kişinin kendi kişisel özellikleri ve hedefleri ile alakalıdır.  İnter disipliner bir alan olması sebebiyle akademi dünyasından uluslararası örgütler de çalışılabilecek kadar geniş bir alan sunmaktadır. Fakat özellikle Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında çalışacak kişilerin dil alanında kendilerini geliştirmeleri gerekmektedir ancak bu sayede kaydeder bir şekilde ölümü ile alakalı alanlarda çalışabilirler.  Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ne işe yarar sorusu tamamıyla kişinin kendisi ile alakalıdır

İş Olanakları Nelerdir?

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunlarının iş olanakları nelerdir sorusu özellikle bu bölümde lisans çalışmalarına başlamadan önce lisans sırasında ve mezun olmaya yakın zamanlarda merak edilen sorulardan birisidir. Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler, interdisipliner bir alan olması sebebiyle mezunlar akademik kariyer yapmaktan uluslararası örgütlere siyasi partilerde çalışmaktan seçkin devlet kurumlarında çalışmaya, yurtiçinde ve yurtdışında uluslararası organizasyonlarda görev almaya kadar birçok alanda iş olanağına sahiptir.  Fakat bu aşamada kendini ispat edebilmiş dil becerileri gelişmiş ve alanında yetkin olmak en önemli kriterlerden birisi olmakla beraber işletme ve ekonomi bilimleri hakkında önemli derecede bilgi sahibi olmak da gerekmektedir. İş olanakları nelerdir sorusu, kişinin çalışmak istediği alan ile doğru orantılıdır.

Lisans Eğitimi Sitemizi Twitter da takip edebilirsiniz.

Genel

27 MAYIS DARBESİ

Cumhuriyet tarihinde ilk askeri darbe olan 27 Mayıs darbesinin nedenleri ve sonuçları nelerdir? 27 Mayıs darbesi neden yapıldı, hangi tarihte gerçekleşti. 27 Mayıs darbesinde kimler idama mahkum edildi ve kimler asıldı?

27 MAYIS DARBESİNİN NEDENLERİ

27 mayıs darbesinin nedenleri

Cumhuriyet tarihinin üçüncü Cumhurbaşkanı olan Celal Bayar 1960′ lı yıllara doğru ordunun Demokrat Parti iktidarından hoşnut olmadığını duyan Başbakan Adnan Menderes’in etrafına “Ben bu orduyu yedek subaylarla da idare ederim” dediği bilinmekteydi. Demokrat parti geleneğinden gelen ve Menderes’ in savunma avukatı olan Hüsamettin Cindoruk, yargılama esnasında mahkeme savcısının Menderes’e bu mevzuyu sorması üzerine Menderes’in “Efendim ben devleti idare ettim, yedek subaylık yaptım, kendi gücümü biliyorum. Bu ordu yedek subaylarla nasıl idare edilir. Bunu kim uydurmuş?” dediğini belirtmiştir. Kendisinin bu sözü söyleyip söylemediği kesin olarak bilinmemekle birlikte darbeyi hazırlayanların bu sözleri propaganda amacıyla kullandığı bilinmektedir. Bu sözler 27 Mayıs’tan sonra da darbeyi meşrulaştırmak için kullanılmıştır.

Darbe sebebinin Adnan Menderes hükümetinin uygulamaları ve çıkardığı kanunlar olduğu, askeri yönetimi tarafından ileri sürülmüştür. Milli Birlik Komitesi’ ne göre ihtilal, kardeş kavgasına son vermek ve laiklik ilkesine aykırı uygulamalara son vermek için yapılmıştır. Ayrıca subaylar Demokrat Parti iktidarının Kemalist ve laik rejimi tehdit ettiği kanısındadırlar. Bunların dışında, darbenin iktidarı geleneksel elit iktidar gruplarına vermek amacıyla yapıldığını öne süren bilgiler de bulunmaktadır. 27 Mayıs 1960 darbesi silahlı kuvvetler, siyaset ve toplum arasındaki ilişkiyi zedeledi. 27 Mayıs öncesi askeriye mensupları halk ile iç içe yaşıyor ve yakın bir iletişim içinde olabiliyordu. Ancak darbe sonrası askeri lojmanlar, OYAK ve diğer bazı imtiyazlar ile toplumun diğer zümrelerinden soyutlandılar. Bireyler kendi iradesi dışında güç kullanan askeri kuvvetlere karşı güven kaybı yaşarken siyasetçiler de sürekli olarak silahlı müdahale endişesiyle çalıştılar.

27 MAYIS DARBESİNİN SONUÇLARI

27 mayıs darbesinin sonuçları

27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan ve Türkiye Cumhuriyetinin ilk askeri darbesidir. Yapılan bu darbe emir komuta zinciri dahilinde yapılmamıştır. Bu darbede emir komutası yüksek rütbede kişiler bulunmamaktadır. 37 düşük rütbeli subayın katılımıyla icra edilmiştir. Kritik mevziler bu subayların ellerindeki asker ve silahlarla önce ordudaki komuta kademesinin etkisiz hale getirilmesi ile ele geçirilmiştir. Sonra cumhurbaşkanı ve hükümet üyeleri tutuklanarak, hükümet; 235 general ve 3500 civarında subay (daha çok albay, yarbay, binbaşı) emekliye sevk edilerek, ordu; 1402 üniversite öğretim görevlisi görevden alınarak ve bazı üniversiteler kapatılıp el konularak, üniversiteler; 520 hakim ve yargıç görevden alınarak, yargı kontrol altına alınmıştır.

Darbeden sonra darbeyi planlayan ve icra eden 37 düşük rütbeli subay ve Emekli Orgeneral, Cemal Gürsel’in oluşturduğu Millî Birlik Komitesi ülke yönetimini üstlendi.o Dönemde kurulan Yüksek Adalet Divanı adındaki karar alan mekanizmanın aldığı karar gereği; 9 ay 27 gün süren yargılama süreci sonunda 14 kişinin idamına, 31 kişinin de ömür boyu hapse mahkûm edilmesine karar verdi. 16 Eylül 1961 tarihinde ve adet olduğu üzere sabaha karşı, o gün başarısız bir intihar teşebbüsünde bulunan Adnan Menderes ise İmralı Adası’nda 17 Eylül 1961’de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden sağlam raporu alındıktan sonra alelacele öğleden saat 13:21’de idam edildi.

İlginizi Çekebilecek Yazılar;

Genel

İktidar Nedir?

GENEL OLARAK İKTİDAR KAVRAMI

İktidar Nedir

Yaşanılan toplum içerisinde eşitlik söz konusu olsaydı toplum içerisinde örgütlenmelerin olması söz konusu dahi olmazdı. Genel anlamda iktidar nedir?; başkaların davranışlarını etkileyebilme, kontrol edebilme ve kendi istek ve arzularına göre yönetebilme gücüne iktidar denir. Diğer bir taraftan, iktidarın tarih içerisinde büyük bir dönem monarşik bir düzende gücün tek bir elde toplandığını görmekteyiz. Çağdaş siyasal dönemlerde, mutlakıyetçilik karşıtı başlatılan mücadelelerin ardından, ik­tidarın çok değişik vazifeleri ve onun kötüye kul­lanılmasının önüne geçmek için, birbirinden ayrılmıştır. Bu ayrıma kuvvetler ayrılığı denilmiştir. Kuvvetler ayrılığına göre, yasama kuvveti kanun yapar, yürütme organı hükümet eder, yargı organı ise yasaların uygulanmasından kaynaklanan anlaşmazlıkları çözer.

İKTİDARIN ÖGELERİ

            1- Güç ve Zorlama: İktidarın temel ögesi güç ve zorlamadır. Güç, kısaca maddi üstünlükten bahseder. Maddi üstünlüğün birden fazla aracı bulunmaktadır. Bunlar, maddi zenginlik, fiziki kuvvet, bilgi ve statüdür.

            2- Benimseme: İktidarın güç ve zorlama yetkisi ile kontrolünü sürdürmesi olanaksızdır. Bu bağlamda iktidarın güç ve zorlama yerine benimseme “kabul edilme” özelliği karşımıza çıkmaktadır.

İKTİDAR ARAÇLARI

İktidarı ve kontrolü farklı yöntemlerden faydalanarak kontrolün sağlanması mümkündür. Bu yöntemler; kuvvet kullanma, ekonomik imkanlar, ödüllendirme, propaganda ve meşruiyettir.

  1. Kuvvet Kullanma: Kuvvet kullanma yetkisi fiziki olduğu kadar manevi olarak da zorlamada olabilir. Örnek vermek gerekirse kolluk kuvvetlerinin bir olaya da çatışma esnasında güç kullanması durumu olarak gösterebiliriz. Siyasal iktidarı elinde bulunduran iktidar ise güzü kullanma ve kullandırma yetkisine sahiptir. Devlet meşru kuvvet kullanma ve cezalandırma yetkisini elinde bulunduran tek bir organdır. Başka hiçbir örgüt veya oluşumun bu kuvveti kullanamaz.

2- Ekonomik İmkanlar: İktidar için en önemli araçlardan birisi de ekonomidir. İktidar bu kaynağı istediği gibi dağıtır. Geleneksel toplumlarda sultanlar ve krallar bu ekonomik kaynakları öncelikle aile bireylerine dağıtır, sonra yakınında hizmet edenlere ve bürokratik kullarına dağıtırlardı. Modern toplumlarda ise bu kaynak ihtiyaca göre dağıtılmaktadır.

3.Ödüllendirme: İktidarı elinde tutmak ve devam ettirmenin bir diğer aracıda ödüllendirmektir. Bu ödüller arasında, unvan, şeref, rütbe ve makam gibi ödüller bulunmaktadır.

4.Propaganda: İktidar araçlarından biri olan propaganda diktatörlerin döneminde sıkça kullanılan bir yöntemdir. İktidarın olağan güçleri olduğunu topluma ikna ederek iktidarını güçlendirme yoludur. Ancak bu yöntem demokrasilerde pek uygulanmaz.

5.Meşruiyet: İktidarın toplum içerisinde meşruluğunu kabul ettirememesi durumunda iktidar süresinin kısa olacağı, meşruiyet zemininde ise iktidarın uzun olacağıdır.

Diğer yazılarımızı okumak için: