Türkiye’nin parlamenter sistem geçmişini tek bir tarihle başlatmak kolay değil. 1876’da parlamento açıldı, 1909 değişiklikleriyle parlamenter sorumluluk güçlendi, 1921’de meclis hükümeti benimsendi. 1961 Anayasası ise klasik parlamenter sistemi açık biçimde kurdu. Bu çizgi 2018’de farklı bir hükümet sistemine geçilmesiyle sona erdi.
TÜRKİYE’DE PARLAMENTER DEMOKRASİNİN KISA TARİHÇESİ
Daha önceki devletlerin demokrasi tarihlerinde olduğu gibi; Türkiye’nin parlamenter demokrasi geçmişini de 19. Yüzyılın başlarından başlatmak isabet olur, zira 1789 Fransız ihtilalinin ‘ eşitlik’ ve ‘özgürlük’ sloganları demokrasiyi etkilediği gibi, çözülme sürecine girmiş olan Osmanlı Devletini de etkileyecekti.
Türkiye’ de demokratikleşme süreci, daha doğrusu aydınlanma süreci, 19 uncu yüzyıl da başlar. Nedeni ise batıdaki aydınlanmanın temelindeki iktisadi gelişme yani kapitalizm, büyük bir gelişmeyle ortaya çıkar. Ülkemizde batıda aydınlanmanın bayraktarlığını yapan burjuva sınıfı gecikerek oluşur. Her ikisi de 19 uncu yüzyılın olgularıdır. Yine bu yüzdendir ki, Türkiye deki kapitalizm ile burjuva sınıfının niteliği, batıya kıyasla farklılıklar taşır. Batıda bağımsız gelişen kapitalizm ve burjuvazi, Türkiye’de bu gelişmeden dolayı ‘bağımlı’ bir gelişme sürecini izler.
Türkiye Parlamenter Sisteme Ne Zaman Geçti? bu sorunun yanıtını aşağıda vermeye çalışacağız.
Türkiye’de parlamenter sistemin tarihçesi
Osmanlı’da Parlamenter Sistemin İlk Adımları
1876 Anayasasıyla iki kanatlı Meclis-i Umumi kuruldu ve ilk Osmanlı parlamentosu 1877’de toplandı.
Ama 1876 düzenini bugünkü anlamda tam parlamenter sistem olarak anlatmak doğru olmaz.
Asıl önemli eşiklerden biri 1909 değişiklikleridir. Bakanların parlamentoya karşı siyasi sorumluluğunun güçlendirilmesiyle sistem parlamenter hükümete belirgin biçimde yaklaştı. Anayasa hukuku çalışmalarında Türkiye’deki parlamenter rejimin ilk belirgin uygulamasının 1909 değişiklikleriyle ortaya çıktığı kabul edilen görüşlerden biridir.
1. MEŞRUTİYET DÖNEMİ

1.meşrutiyet dönemi
Osmanlı imparatorluğunun ilk meclisi olan ‘meclis-i umumi’ si 1. Meşrutiyetle birlikte kabul edilen anayasa doğrultusunda 1877 yılında açılmıştır. Padişah tarafından atanmış bir kurulun hazırladığı ve padişahın tek yanlı olarak kabul edip, yayınladığı 1876 anayasasında yer alan bir maddeye göre, bir parlamento kurulacak bu parlamento ‘meclis-i umumi’ ve ‘meclis-i ayan’ adında 2 meclisten oluşacaktı.
Ayan heyetini üyeleri, padişah tarafından ve ömürleri boyunca görevde kalmak üzere atanacak, heyet-i mebusan üyeleri, başka bir deyişle milletvekilleri ise, halk tarafından iki dereceli bir seçimle seçilecekti.
2.MEŞRUTİYET DÖNEMİ

2.meşrutiyet dönemi
Abdulhamid’ in mebusan meclisini dağıtarak ülkeyi tekrar mutlakıyetle yönetmeye başlaması, aydın çevrelerde git gide yoğunlaşan bir muhalefet uyandırmış, ‘Genç Türkler’ adı verilen bu muhalefet hareketi ‘Genç Osmanlılar’ dan daha geniş bir çevrenin malı olmuştur.
İttihat ve terakki nin 23 Temmuz 1908’de hürriyeti ilan etmesi ve Abdulhamit’ e rağmen İstanbul’ a hakim olmaya çalışması, iç savaş, kargaşalık ve dış müdahale gibi olasılıklar nedeniyle Sultan Abdulhamit, II. Meşrutiyeti ilan etmek zorunda kaldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğunda, ikinci meşrutiyet dönemi açılmıştır.
MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİNDE PARLAMENTER SİSTEM
Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisini oluşturan milletvekillerinin toplumsal kökenlerinin analizi, birçok bölgede milletvekili seçimlerinde, mahalli çıkarların etkili olduğunu ortaya çıkaracaktır. Bu sebeple 1. Meclis, olağanüstü olduğu kadar o ölçüde bölünmüş, heterojen ve kendi içinde çatışan bir meclisti.
23 Nisan 1920 günü M. Kemal Atatürk’ ün çağrısıyla meclis açılmış, bu bir ölçüde Osmanlı Türk Devleti tarihinin 3. Meşrutiyet döneminin başlaması manasına gelmiştir.
TEK PARTİLİ DÖNEMİ (1923-1950 DÖNEMİ)
Cumhuriyet döneminin ilk seçimleri, 1923 yılında yapılmıştır. Bu seçimde uygulanan yasa gereği, ordu mensubu kişilerin milletvekili seçilmeleri yasaktı. İki dereceli ve mutlak çoğunluk esasına göre yapılan seçimleri Halk Fırkası kazanmış ve II. TBMM oluşmuştur.
1923 seçimlerinden sonra oluşan II. TBMM 29 Ekim 1923 te Cumhuriyeti ilan etmiş, daha sonra 1924 anayasasını hazırlamıştır. Bu anayasa ile beraber parlamentoya seçilecek milletvekillerinin Türkçe okuyup yazabilmesi şartı getirilmiştir. 1927 yılında yapılan Cumhuriyet tarihimizin 2. Seçimlerini, seçimlere tek parti olarak giren Cumhuriyet Halk Fıkrası kazanmıştır.
1924 Anayasası Parlamenter Sistem miydi?
Burada tek kelimelik cevap vermek zor.
1924 Anayasası Meclisin üstünlüğünü korurken Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu yapısına da yer verdi.
Bu yüzden hukuk literatüründe sistemin niteliği tartışmalıdır.
Yaygın yaklaşımlardan biri, meclis hükümeti ile parlamenter sistem arasında karma özellik taşıdığı yönündedir. Başka çalışmalar ise parlamenter niteliğinin daha güçlü olduğunu savunur.
Okuyucuya bu tartışmayı dürüstçe verelim.
“Kesin budur” demeye gerek yok.
1950-1960 ARASI DÖNEM
14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan genel seçimler sonucunda Demokrat parti iktidarı ele geçirmiş ve Türk siyasi hayatında yeni bir dönemin başlangıcına imza atılmıştır. Türkiye’ nin siyasi tarihindeki en önemli devrimlerden biri, 1950 seçimleriyle gerçekleşmiştir.
Demokrat parti, genç cumhuriyetin devrimci kadrosunu oluşturan devletçi-seçkinlerin çabalarıyla oluşturulduğundan hiç kuşku yoktur. Aslında bu eylem onlar için büyük bir özveri anlamı taşıyordu.
1960-1971 ARASI DEĞİŞİM SÜRECİ
Demokrat partinin girişmiş olduğu diktatörlük denemesinin kaçınılmaz olarak yol açtığı 27 Mayıs 1960 ordu müdahalesi, çağdaş Türkiye’ nin siyasal geleneğinde bir takım köklü değişiklikler yaratmıştır. Cumhuriyetin başından beri, en bunalımlı dönemlerde dahi korunmaya çalışılan sivil yönetim kuralı, çok ağır bir darbe almıştır. O tarihten sonra Türkiye’ de silahlı kuvvetlerin yönetimi, sürekli olarak hafızalarda yer tutması gereken bir olasılık olarak ortaya çıkmış, ülke yönetiminde derin bir buhranın belirdiği her sefer, artık gözlerin orduya çevrilmesi bir alışkanlık ya da ihtiyaç haline gelmiştir.
Türkiye’de parlamenter sistemin tarihini bu şekilde tamamlamış bulunmaktayız. Türkiye’nin parlamenter sistem tarihi yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz.
1961 Anayasasıyla Ne Değişti?
1961 Anayasası parlamenter sistemi çok daha açık biçimde benimsedi.
Hükümet parlamentoya karşı siyasi olarak sorumluydu. Devlet başkanlığı ile hükümet başkanlığı ayrılmıştı.
Yeni anayasa ayrıca iki meclisli yasama yapısı getirdi:
Millet Meclisi + Cumhuriyet Senatosu.
Parlamenter sistemin Türkiye’deki klasik anayasal biçiminin belirginleştiği dönem burasıdır.
1982 Anayasasında Parlamenter Sistem Devam Etti mi?
Evet.
1982 Anayasası başlangıçta parlamenter sistemi sürdürdü, fakat yürütmeyi ve özellikle Cumhurbaşkanlığı makamını 1961 düzenine kıyasla daha güçlü tasarladı.
Başbakan ve Bakanlar Kurulu yine vardı.
Hükümet TBMM’ye karşı siyasi sorumluluk taşıyordu.
Yani sistem parlamenterdi, ama yürütme kanadı güçlendirilmişti.
2007’de Ne Değişti?
2007 anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanının Meclis yerine halk tarafından seçilmesi kabul edildi.
İlk doğrudan halk seçimi 10 Ağustos 2014’te yapıldı.
Ama önemli ayrıntı şu:
2007 değişikliği Cumhurbaşkanının seçim yöntemini değiştirdi; Başbakan ve Bakanlar Kurulu ortadan kalkmadı.
Türkiye Parlamenter Sistemden Ne Zaman Çıktı?
16 Nisan 2017 halkoylamasıyla kapsamlı anayasa değişiklikleri kabul edildi.
24 Haziran 2018’de Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri birlikte yapıldı.
Cumhurbaşkanının 9 Temmuz 2018’de göreve başlamasıyla yeni hükümet sistemine ilişkin temel düzenlemeler bütünüyle uygulanmaya başladı. Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu kaldırıldı.
Dolayısıyla:
Türkiye 2018’den beri parlamenter hükümet sistemiyle yönetilmiyor.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK YAZILARIMIZ;








