Üst Düzey Yönetici Belgesi
Siyaset Bilimi Siyaset Bilimi Hakkında Herşey!İncele

Kategori: Parlamenter Sistem

Parlamenter Sistem

Parlamenter Sistem Ne Demek?

Parlamenter sistem ne demek diye sorulursa, Parlamenter sistem parlamentarizm olarak da bilinmektedir. Yürütme organı yasama organı tarafından denetlenmektedir ve demokrasiye dayalı bir yönetim sistemi olarak kendini göstermektedir.  Bu sistemde devlet başkanı hükümet başkanından ayrı bir kişidir.  Yani cumhurbaşkanı başka Başbakan başka olarak özetlenebilir.  parlamenter sistem sadece Cumhuriyet olmayabilir.  bu Meşruti monarşi veya parlamenter cumhuriyet adını alabilir.  örnek üzerinden gidecek olursak; Birleşik Krallık Meşruti monarşi ile yönetilen bir devlettir fakat Almanya parlamenter cumhuriyeti benimsemiştir.

Parlamenter sistem ne demek denildiğinde kısasa parlamenter sistemde yürütme organı meşruiyetini yasama organından alır.  Yani hükümet başkanına diğer adı ile cumhurbaşkanını parlamento yani diğer adıyla meclis seçmektedir.  Bu sebeple parlamento yürütmenin başı olan devlet başkanını denetleme ve görevden alabilme yetkisine sahiptir.  Bunun için farklı ülkelerde farklı oranlar geçerli olmakta ve farklı yasal prosedürler izlenmektedir.  Öte yandan başkanlık sisteminde ise devlet başkanına halk doğrudan seçmekte ve devlet başkanı meşruiyetini direkt olarak halktan almakta ve bilinen anlamı ile parlamentoya karşı tam olarak bir sorumluluğu olmamaktadır.

Parlamenter Sistemin Kuvvetli Yanları

Parlamenter Sistemin Kuvvetli Yanları

Parlamenter sistemin kuvvetli yanlarından bahsedecek olursak; Parlamenter sistem kuvvetler ayrılığı ilkesinin yumuşak olarak uygulandığı yani yasama ve yürütme kuvvetleri arasında güçlü bir etkileşimin olduğu bir hükümet sistemidir.  Cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu olması sebebiyle yürütmenin düalist yani iki başlı olduğunu söylemek mümkündür.  aynı zamanda meclisin yani parlamentonun bakanlar Kurulunu denetleme ve görevden alma yetkisine sahip olduğu söylenebilir.  Bunun yanı sıra yürütme organı da yine belli yasal prosedürlerin izlenmesi ile yasama organının görevine son verme yetkisine sahip olduğu bilinmektedir.  Parlamenter sistemin kuvvetli yanlarından bir diğer ise, başkanlık sisteminin aksine bir kutuplaşma yaşanmaz ve esnek olduğu söylenebilir.  Karşılıklı anlayış çerçevesinde tüm problemlerin bir çözüm yolu bulunabilir ve sistemin tıkandığı noktalarda devlet başkanının yani cumhurbaşkanının uzlaştırıcı ve ılımlaştırıcı bir görevi vardır.

Parlamenter sistemin avantajları

Parlamenter sistemin dezavantajları

Parlamenter Sistemin Zayıf Yanları

Parlamenter sistemin zayıf yanlarından bahsedilecek olursa, parlamenter sistem genellikle koalisyon hükümetleri ve bu sebeple de istikrarsız hükümetlerin başa gelmesine sebep olabilir.  Diyalog kültürünün gelişmediği ülkelerde parlamenter sistem ekonomik siyasi ve toplumsal istikrarsızlıklara sebep olabileceği için zayıf bir hükümetin başa gelmesini ve yetkilerini tam manası ile kullanamamasına da sebep olabilir.

Parlamenter sistemin zayıf yanlarından bir diğeriyse parlamento üyelerini yani milletvekillerine halk seçer ve halkın seçtiği bu milletvekilleri tarafından devlet başkanı yani cumhurbaşkanı seçilir.  Bu sistemde güçler ayrılığının yumuşak olması bir avantaj olacağı gibi bir dezavantaj olarak da değerlendirilebilir. Zira denge ve fren mekanizmalarının net bir şekilde inşa edilemediği sistemlerde hükmetme açısından problemler yaşanabilmektedir. Türkiye, 1924 anayasası ile parlamenter sisteme geçmiş bundan önce 1921 Anayasası’nda meclis hükümeti sistemi ile yönetilmiş ve 2017’de yapılan anayasa değişikliği ile de başkanlık sistemine geçmiştir.

Parlamenter Sistem

Türkiye’de Parlamenter Sistemin Gelişimi

TÜRKİYE’DE PARLAMENTER DEMOKRASİNİN KISA TARİHÇESİ

Türkiye parlamenter sistem

Daha önceki devletlerin demokrasi tarihlerinde olduğu gibi; Türkiye’nin parlamenter demokrasi geçmişini de 19. Yüzyılın başlarından başlatmak isabet olur, zira 1789 Fransız ihtilalinin ‘ eşitlik’ ve ‘özgürlük’ sloganları demokrasiyi etkilediği gibi, çözülme sürecine girmiş olan Osmanlı Devletini de etkileyecekti.

Türkiye’ de demokratikleşme süreci, daha doğrusu aydınlanma süreci, 19 uncu yüzyıl da başlar. Nedeni ise batıdaki aydınlanmanın temelindeki iktisadi gelişme yani kapitalizm, büyük bir gelişmeyle ortaya çıkar. Ülkemizde batıda aydınlanmanın bayraktarlığını yapan burjuva sınıfı gecikerek oluşur. Her ikisi de 19 uncu yüzyılın olgularıdır. Yine bu yüzdendir ki, Türkiye deki kapitalizm ile burjuva sınıfının niteliği, batıya kıyasla farklılıklar taşır. Batıda bağımsız gelişen kapitalizm ve burjuvazi, Türkiye’de bu gelişmeden dolayı  ‘bağımlı’ bir gelişme sürecini izler.

Türkiye Parlamenter Sisteme Ne Zaman Geçti? bu sorunun yanıtını aşağıda vermeye çalışacağız.

Türkiye’de parlamenter sistemin tarihçesi

1. MEŞRUTİYET DÖNEMİ

1.meşrutiyet dönemi    

Osmanlı imparatorluğunun ilk meclisi olan ‘meclis-i umumi’ si 1. Meşrutiyetle birlikte kabul edilen anayasa doğrultusunda 1877 yılında açılmıştır. Padişah tarafından atanmış bir kurulun hazırladığı ve padişahın tek yanlı olarak kabul edip, yayınladığı 1876 anayasasında yer alan bir maddeye göre, bir parlamento kurulacak bu parlamento ‘meclis-i umumi’ ve ‘meclis-i ayan’ adında 2 meclisten oluşacaktı.

Ayan heyetini üyeleri, padişah tarafından ve ömürleri boyunca görevde kalmak üzere atanacak, heyet-i mebusan üyeleri, başka bir deyişle milletvekilleri ise, halk tarafından iki dereceli bir seçimle seçilecekti.

2.MEŞRUTİYET DÖNEMİ

2.meşrutiyet dönemi

Abdulhamid’ in mebusan meclisini dağıtarak ülkeyi tekrar mutlakıyetle yönetmeye başlaması, aydın çevrelerde git gide yoğunlaşan bir muhalefet uyandırmış, ‘Genç Türkler’ adı verilen bu muhalefet hareketi ‘Genç Osmanlılar’ dan daha geniş bir çevrenin malı olmuştur.

İttihat ve terakki nin 23 Temmuz 1908’de hürriyeti ilan etmesi ve Abdulhamit’ e rağmen İstanbul’ a hakim olmaya çalışması, iç savaş, kargaşalık ve dış müdahale gibi olasılıklar nedeniyle Sultan Abdulhamit, II. Meşrutiyeti ilan etmek zorunda kaldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğunda, ikinci meşrutiyet dönemi açılmıştır.

 MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ

            Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisini oluşturan milletvekillerinin toplumsal kökenlerinin analizi, birçok bölgede milletvekili seçimlerinde, mahalli çıkarların etkili olduğunu ortaya çıkaracaktır. Bu sebeple 1. Meclis, olağanüstü olduğu kadar o ölçüde bölünmüş, heterojen ve kendi içinde çatışan bir meclisti.

23 Nisan 1920 günü M. Kemal Atatürk’ ün çağrısıyla meclis açılmış, bu bir ölçüde Osmanlı Türk Devleti tarihinin 3. Meşrutiyet döneminin başlaması manasına gelmiştir.

TEK PARTİLİ DÖNEMİ (1923-1950 DÖNEMİ)

Cumhuriyet döneminin ilk seçimleri, 1923 yılında yapılmıştır. Bu seçimde uygulanan yasa gereği, ordu mensubu kişilerin milletvekili seçilmeleri yasaktı. İki dereceli ve mutlak çoğunluk esasına göre yapılan seçimleri Halk Fırkası kazanmış ve II. TBMM oluşmuştur.

1923 seçimlerinden sonra oluşan II. TBMM 29 Ekim 1923 te Cumhuriyeti ilan etmiş, daha sonra 1924 anayasasını hazırlamıştır. Bu anayasa ile beraber parlamentoya seçilecek milletvekillerinin Türkçe okuyup yazabilmesi şartı getirilmiştir. 1927 yılında yapılan Cumhuriyet tarihimizin 2. Seçimlerini, seçimlere tek parti olarak giren Cumhuriyet Halk Fıkrası kazanmıştır.

1950-1960 ARASI DÖNEM

            14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan genel seçimler sonucunda Demokrat parti iktidarı ele geçirmiş ve Türk siyasi hayatında yeni bir dönemin başlangıcına imza atılmıştır. Türkiye’ nin siyasi tarihindeki en önemli devrimlerden biri, 1950 seçimleriyle gerçekleşmiştir.

Demokrat parti, genç cumhuriyetin devrimci kadrosunu oluşturan devletçi-seçkinlerin çabalarıyla oluşturulduğundan hiç kuşku yoktur. Aslında bu eylem onlar için büyük bir özveri anlamı taşıyordu.

1960-1971 ARASI DEĞİŞİM SÜRECİ

            Demokrat partinin girişmiş olduğu diktatörlük denemesinin kaçınılmaz olarak yol açtığı 27 Mayıs 1960 ordu müdahalesi, çağdaş Türkiye’ nin siyasal geleneğinde bir takım köklü değişiklikler yaratmıştır. Cumhuriyetin başından beri, en bunalımlı dönemlerde dahi korunmaya çalışılan sivil yönetim kuralı, çok ağır bir darbe almıştır. O tarihten sonra Türkiye’ de silahlı kuvvetlerin yönetimi, sürekli olarak hafızalarda yer tutması  gereken bir olasılık olarak ortaya çıkmış, ülke yönetiminde  derin bir buhranın belirdiği her sefer, artık gözlerin orduya çevrilmesi bir alışkanlık ya da ihtiyaç haline gelmiştir.

Türkiye’de parlamenter sistemin tarihini bu şekilde tamamlamış bulunmaktayız. Türkiye’nin parlamenter sistem tarihi yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK YAZILARIMIZ;

Parlamenter Sistem

PARLAMENTER SİSTEMİN TÜRLERİ

Parlamenter Sistemin Türleri Nedir?

  1. İkici (Düalist) Parlamenter Sistem-Tekçi (Monist) Parlamenter Sistem.
  2. Rasyonelleştirilmiş Parlamenter Sistem.
  3. Çoğunlukçu (Westminster) Parlamenter Sistem – Oydaşmacı Parlamenter Sistem

1- İKİCİ (DÜALİST) PARLEMENTER SİSTEM

İkici parlamenter sistem ile yürütmenin iki başı olan devlet başkanı ile hükümet arasında bir güç dengesinin varlığına işaret edilir. Diğer bir deyişle, devlet başkanının aktif politikaya dâhil olması kastedilir. Bu dâhil olmanın somut biçimleri, devlet başkanının bir koşula bağlı olmadan yasama organını feshedebilmesi ve kabineyi azledebilmesidir.

2- RASYONELLEŞTİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM

Parlamenter sistem, İngiliz toplumunun sosyo-ekonomik gelişiminin yön verdiği siyasal süreçler boyunca ilerleyen bir evrimin ürünüdür. Bu sistemi bire bir kendi siyasi hayatlarına aktarmaya çalışan Kıta Avrupası ülkeleri, zaman zaman ağır hükümet bunalımlarıyla yüz yüze gelmişlerdir. Duverger’e göre, hoşgörü ve liberalizm geleneklerinden yeteri kadar payını alamamış öteki milletler, İngiliz siyasi kurumlarını sanıldığı kadar sorunsuz biçimde benimseyememişlerdir.

3. Çoğunlukçu (Westminster)57 Parlamenter Sistem – Oydaşmacı Parlamenter Sistem

Lijphart, Robert G. Dixon’dan ödünç aldığını söylediği çoğunlukçu oydaşmacı ayrımını, aslında demokratik sistemlerin sınıflandırması için yapmaktadır. Ancak aynı sınıflandırmayı yaygın bir demokratik hükümet şekli olan parlamenter sistem için yapmak mümkündür. Zira söz konusu ayrım çizgisi, parlamenter sistemlere bir bütün olarak bakıldığında, dikkat çekici bir farklılığın ayırt edilmesini sağlamaktadır.

Çoğunlukçu model seçimde kazanan çoğunluğun yönetmesini, azınlıkta kalanın ise muhalefette kalmasını öngörür. Bu uygulamanın yeterince demokratik olmadığı itirazına karşı, iki temel argüman mevcuttur. Birincisi yönetme hakkını kaybeden azınlık bir başka dönemde çoğunluk haline gelebilir. İkincisi etnik, kültürel, dini, ideolojik vb. bakımdan homojen ülkelerde kazanan çoğunluğun uygulayacağı politikalar kaybedenler için de sorun yaratmayacaktır. Ancak toplumsal yapısı daha heterojen olan ülkeler söz konusu olduğunda bu argümanlar yetersiz kalmaktadır. Bu ülkelerde çoğunlukçu modelin uygulanmasının ağır riskleri olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle bu ülkelerde dışlamadan çok içermeyi, çatışmadan çok uzlaşmayı sağlayacak ve yönetime daha çok kesimin katılımını sağlayacak bir modele ihtiyaç olduğu savunulur. Bu model “oydaşmacı” modeldir.

Çoğunlukçu modelde yürütme gücü tek partili hükümetlerde toplanır. Koalisyon hükümetlerine nadiren rastlanır. Oydaşmacı modelde yürütme gücü geniş koalisyon hükümetleri ile paylaşılır. Çoğunlukçu modelde kabine parlamento karşısında üstündür. Parlamenter hükümet sisteminde teorik olarak parlamentonun hükümeti kontrol ettiği söylenir. Halbuki Westminster modelinde hükümet parlamentodaki disiplinli çoğunluğun liderlerinden oluştuğu için asıl güç hükümettedir.

  • Oydaşmacı modelde ise yasama ve yürütme organları arasında bir güç dengesi bulunur.
  • Çoğunlukçu modelde iki partili sistem hâkimdir. Sistemde başka partiler bulunmakla birlikte hükümet genellikle İngiltere’de Muhafazakâr Parti ve İşçi Partisi’nde olduğu gibi iki parti arasında el değiştirir.
  • Oydaşmacı modelde çok partili sistem hâkimdir. İkiden fazla parti siyasi rekabette birbirine yakınsa ve iktidar dengesini etkileyebiliyorsa çok partililikten söz edilir.
  • Çoğunlukçu modelde “çoğunlukçu seçim sistemi” uygulanır. Bu sistem ise büyük partiler lehine sonuç verir ve iki partili sistemi teşvik eder.
  • Oydaşmacı modelde seçim sistemi olarak “nispi temsil sistemi” uygulanır. Bu sistem parlamentodaki sandalyelerin görece daha adil dağılımını sağlar.
  • Çoğunlukçu modelde çıkar grubu çoğulculuğu vardır. Çok sayıdaki çıkar grupları eşgüdümsüz ve rekabetçi bir şekilde hükümet üzerinde baskı oluşturmaya çalışırlar.
  • Oydaşmacı modelde çıkar grupları arasında uzlaşma ve uyum görülür.
  • Çoğunlukçu modelde yasama gücü tek meclisli parlamentodadır. İngiltere bu ilkeden biçimsel olarak sapmış olsa da İngiliz Parlamentosu denince Avam Kamarası’nın kastedilmesi bu gücün tek mecliste bulunduğunu hatırlatmaktadır.
  • Oydaşmacı modelde parlamentonun simetrik güçlere sahip iki meclisi bulunur. Çoğunlukçu modelde anayasal esneklik söz konusudur. İngiltere örneğinde olduğu gibi bu modelde anayasal bir tek metin bulunmadığı gibi anayasa statüsündeki metinler basit bir yasa ile değiştirilebilir ya da kaldırılabilir.
  • Oydaşmacı modelde ise katı anayasalar mevcuttur. Bu anayasaların değiştirilmesi daha zor koşul ve biçimlere bağlanmıştır.
  • Çoğunlukçu sistemde anayasa yargısı bulunmaz. Yargı kurumlarının anayasal hukuk kurallarını öne sürerek yasaların anayasaya uygunluğunu denetlemek gibi bir yetkileri yoktur.
  • Oydaşmacı modelde anayasa yargısı yetkisine sahip anayasa mahkemeleri bulunur.
  • Katı anayasaların varlığıyla ilişkili olan anayasa yargısı 20. yüzyıl ortalarında yaygınlık kazanmıştır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK YAZILARIMIZ;

Parlamenter Sistem

İNGİLTERE VE PARLAMENTER SİSTEM

İngiltere Yönetim Şekli

İngiltere yönetim şekli hakkında bilgiler:

İngiltere yönetim şekli

 

İngiliz sisteminde yasama-yürütme ve yargı eşit seviyede değildir. Egemenlik halka değil doğrudan parlamentoya aittir. Parlamento, yani yasama teoride yürütme ve yargıdan daha Üyelerin kürsü dokunulmazlığı dışında dokunulmazlıkları bulunmaktadır.

İki meclisten biri olan AVAM KAMARASI yasama açısından esas güç sahibidir. Hükümetin kurulması ve güvenoyu alması tamamen avam kamarasınca belirlenmektedir. İngilterede ‘güçler ayrılığı’ ilkesi yerine ‘güçler kaynaşması’ ilkesi mevcuttur. Yargı, yargılama fonksiyonu itibariyle elbette ki bağımsızdır. Ancak yasama ve yürütme birbirinden kesin çizgilerle ayrı değildir. İngilterede meclis başkanı geleneksel olarak siyasi görüş bildirmemekte ve siyasi karakterde oy kullanmamaktadır. Başkan yalnızca oylarda eşitlik halinde oy kullanır. Tarafsızlığının bir teminatı olarak da geleneksel olarak ömür boyu ya da istifa edinceye kadar görev yapmaktadırlar.

Avam kamarasının hükümeti denetleme görevi yazılı ve sözlü soru mekanizması, daimi denetim komisyonları aracılığı ile yapmaktadır.nüçüncü bir yöntem de ilgili bakan ve Avam kamarasının görev süresi 5 yıldır. Avam kamarasında toplantı yeter sayısı yoktur. Karar yeter sayısı ise 40’tır.
modelistlik kursu

İNGİLTERE’ DE SEÇİM SİSTEMİ

İngiltere’de yalnızca avam kamarası üyeleri genel seçimlerle göreve gelmektedir. Avam kamarası seçimlerinde ‘dar bölge’ ‘basit çoğunluk’ seçim sistemi uygulamaktadır.

KRALİÇE

İngiltere’de kraliçenin sembolik görevleri yapmaktan öte bir fonksiyonu bulunmamaktadır. Avam kamarasında çoğunluğu elinde bulunduran partinin genel başkanını başbakan olarak  atamak, devleti ve milleti temsil etmek , silahlı kuvvetlerin başkomutanı unvanı taşımak,  Anglikan Kilisesinin başı olmak, yasa önerilerini imzalamak, başbakanın önerisi üzerine üst  düzey yargıçlar dahil tüm üst düzey devlet memurlarını ve bakanlarını atamak. İç işleri  bakanının talebi doğrultusunda af yetkisini kullanmak. Kraliçenin mutlak dokunulmazlığı vardır. Ve kraliçeye karşı hiçbir şekilde dava açılamamaktadır.

HÜKÜMET

İngiliz siyasi sisteminde başbakan ülkedeki gerçek yetki ve otorite sahibi kişidir. Başbakan  gücünü kuvvetli geleneklerden ve tarihsel olarak kralın olan yetkileri kullanmasından  almaktadır. Kabine üyelerinin büyük kısmı avam kamarasından olmakta birkaç önemsiz  bakanlık ise Lordlar Kamarasından atanmaktadır. İngiliz hükümet sisteminde kabine  üyeleri haricinde otuzdan fazla kabine üyesi olmayan DEPARTMAN BAKANLARI ve yine  benzer sayıda ALT BAKANLAR mevcuttur.

YÜCE MAHKEME: 1 BAŞKAN 1 BŞK YARD. 10 ÜYEDEN OLUŞMAKTADIR.Fr

HÜKÜMET- MUHALEFET İLİŞKİSİ: Hükümetin parlamentoda çoğunluğa sahip olması ve  muhalefete ihtiyacı olmaması nedeniyle hükümeti denetleyen bir ilişkiden uzaktır.

HÜKÜMET- LORDLAR KAMARASI İLİŞKİSİ: Lordlar Kamarası yasama içerisindeki rolü  oldukça kısıtlıdır. Bu açıdan hükümetle ilişkisi oldukça sınırlıdır. Hükümeti denetleme  açısından bakıldığında ise Lordlar Kamarasının önemi bir miktar daha fazladır.

YÜRÜTME – YARGI İLİŞKİSİ: 1998 tarihli insan hakları kanunu ve 2005 tarihli anayasal reform kanunu ile birlikte yürütme-yargı iç- içeliği büyük oranda sona ermiştir.

GENEL BİR NOT: BİR HÜKÜMET VAR OLMAK İÇİN YASAMA DESTEĞİNE MUHTAÇSA  ‘PARLAMENTER’ MUHTAÇ DEĞİLSE ‘BAŞKANLIK’ HEM YASAMA HEM HEM DE BAŞKANIN
DESTEĞİNE MUHTAÇSA ‘ YARI BAŞKANLIK’TIR.
PARLAMENTER SİSTEMDE YÜRÜTMENİN DE YASAMAYI FESİH YETKİSİ VARDIR.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK YAZILARIMIZ;

Parlamenter Sistem

ALMANYA FEDERAL CUMHURİYETİNİN YÖNETİM ŞEKLİ

Almanya Yönetim Biçimi

Almanya Federal Cumhuriyeti

Almanya’nın Mevcut Anayasası: 1949

Yönetim Şekli: Parlamenter Federal Almanya’nın başkenti Berlin’dir. Nüfus bakımından da en büyük şehir olan Berlin’i sırasıyla Hamburg, Münih ve Köln takip etmektedir. Almanya, 2013 yılı verilerine göre 3.227 trilyon hâsılası (GSMH) ile dünyanın 6. büyük ekonomisidir. Günümüzde Almanya’da 16 eyalet ve nüfusu 100 binin üzerinde olan 81 kent bulunmaktadır. Devlet Almanya’da kökeni 19. yüzyıla uzanan parlamentarizm süreci, siyasi birliğin sağlanmasıyla birlikte parlamenter monarşi ve Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Weimar Cumhuriyeti döneminde parlamenter cumhuriyet çerçevesinde gelişim göstermiştir. Daha sonra Nasyonal Sosyalizmin hakimiyetinin devamında yaşanan İkinci Dünya Savaşı mağlubiyeti sonrasında Almanya Federal Cumhuriyeti (Batı Almanya) ve Alman Demokratik Cumhuriyeti (Doğu Almanya) olarak ikiye bölünen ülkenin batı kesiminde yürürlüğe giren 1949 Anayasası güçlü bir parlamenter sistem ortaya koymuş ve iki Almanya’nın birleşmesinden sonra da varlığını korumaya devam etmiştir.

Devletin ana ilkelerinin saptandığı Anayasa’nın 20. maddesine göre Almanya, demokratik ve sosyal bir federal devlettir. Güçler ayrımına vurgu yapılan aynı maddeye göre egemenlik tümüyle halkın olup, halk bu egemenliği seçimler ve oylamalar aracılığıyla ve yasama, yürütme ve yargı yetkileriyle donatılmış özel organlar eliyle kullanır. İlkesi sebebiyle federal düzeyde merkezi devlet yapılanmasının haricinde Federalizm 16 eyaletin her birinin kendi yasama, yürütme ve yargı organları bulunmaktadır.

Klasik parlamenter sistemlerde karşımıza çıkan iki başlı yürütme bağlamında Almanya’da cumhurbaşkanı (Bundespräsident) yürütme içerisinde sorumsuz taraf ve genel olarak sembolik yetkilerle donatılmışken, yumuşak güçler ayrılığı sebebiyle halk tarafından seçilen Federal Meclis’in (Bundestag) içinden çıkan hükümet (Bundesregierung), Federal Meclis çoğunluğunun güvenine dayanmakta ve her zaman Federal Meclis çoğunluğu tarafından görevden alınabilmektedir.

Yürütme gücü içerisinde siyasi aktör olarak şansölyelerin genellikle iki büyük partinin dönem dönem iktidarı devraldığı koalisyon hükümetleri hakim olmakta ve diğer partiler ya koalisyonun küçük ortağı olmakta ya da muhalefet görevini üstlenmektedir.

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK YAZILARIMIZ;

Parlamenter Sistem

PARLAMENTER SİSTEMİN DEZAVANTAJLARI

PARLAMENTER SİSTEMİN DEZAVANTAJLARI NELERDİR?

Parlamenter sistemin dezavantajları hakkında bilgiler:

Parlamenter sistemin avantajları olduğu kadar dezavantajlarıda vardır. Parlamenter sisteminin olumsuz yanları aşağıdaki belirtilen unsurlar olarak sıralanabilir.

1- Hükümet istikrarsızlıklarına neden olur.

Çok sayıda siyasi partinin parlamentoda yer alabildiği parlamenter sistemlerde hükümet krizlerinin yaşanması olasılığı daha yüksektir. Hükümetin görevde kalabilmesi için ihtiyaç duyduğu parlamento desteğinin garantisi olmadığından, hükümetler potansiyel olarak sürekli risk altındadır.87 Türkiye’de birçok koalisyon hükümetinin kurulmuş olması ve hükümet istikrarsızlıklarının sıklıkla yaşanması sistemin bu özelliğiyle ilişkilendirilmektedir. 88 Türkiye’de 1961-1981 arasındaki 19 yılda toplam 21 hükümet kurulmuştur. İtalya’da 1948-1992 arasındaki 44 yılda, 50 hükümet değişikliği yaşanmıştır. Daha istikrarlı sayılan Hollanda, İsveç ve Norveç gibi ülkelerde bile hükümetlerin ortalama ömrü 22 ay olabilmiştir.

2- Güçsüz ve verimsiz hükümetler kurulur.

Parlamenter sistemde hükümetin zayıf kalmasının nedenleri, hükümetin her zaman parlamento çoğunluğunun desteğine muhtaç olması, devlet başkanının hükümetle siyasi rekabete girişme ihtimali, hükümet kararlarının kolektif nitelik taşıması ve koalisyon hükümetlerinin kurulmasıdır. Bunlardan sonuncu madde, parlamenter sistemin en zayıf noktası olarak gündeme gelmektedir. Bunun birinci nedeni, koalisyon hükümetleri, ayrı siyasi programlara sahip oldukları halde ortaklık kurmuş partilerden müteşekkildir ki bu hükümetler, farklılığın getirdiği uyumsuzlukla maluldür. İkincisi, bu farklılığa rağmen üretilecek politikalarda uzlaşı arayışının getirdiği uzun siyasi pazarlıklar, koalisyon hükümetlerinin çalışmasını yavaşlatır. Son olarak ortak politika ve icraat üretme çabasının yarattığı bölünmeden kaçınmaya çalışan fakat aynı zamanda hayatını sürdürmek isteyen bu hükümetler hareketsiz kalmayı tercih ederler ve böylece yönetme yeteneklerini yitirirler.

3- Demokratik niteliği zayıftır.

Halkın hükümeti doğrudan belirlemiyor olması, koalisyon hükümetlerinde yaşanacak başarısızlıklarda hesap sorulacak partinin teşhisinin zor olması ve seçim esnasında seçmenin hükümete ilişkin tercihlerinden emin olamaması, parlamenter sistemin demokratik niteliğini zayıflatan kusurlar olarak sayılmaktadır.

Parlamenter Sistem

PARLAMENTER SİSTEMİN AVANTAJLARI

PARLAMENTER SİSTEMİN AVANTAJLARI NELERDİR?

  • Yasama-yürütme arasında kilitlenme riski bulunmaz. Parlamenter sistemde, hükümet parlamentonun güvenine bağlı olarak çalışır. Mevcut koalisyonun bozulması, çoğunluk partisinden istifalar gibi herhangi bir nedenle parlamento çoğunluğunun desteğinin kaybedilmesi durumunda hükümet düşürülür ve parlamentodaki yeni çoğunluğa uygun yeni bir hükümet kurulur. Bu da mümkün olmazsa fesih yoluyla yeni seçimlere gidilir. 77 Dolayısıyla yasama ve yürütme organları arasında herhangi bir siyasi uyuşmazlık durumunda çıkmaza girmek gibi bir tehlike yoktur. Bu sistemde derin siyasi bunalımlara sürükleyecek bir siyasi kilitlenme yaşanmaz.
  • Esnek ve çözüm üretilebilir bir sistemdir. Linz, parlamenter sistemin başkanlıktan en önemli farkının, bu sistemde siyasi süreçlerin esneklik taşıması olduğunu savunmaktadır. Zira parlamenter sistemde, sayısız siyasi aktör, partiler, parti liderleri hatta alt düzey parlamenterler seçimlerin olmadığı herhangi bir zamanda ciddi değişiklikler yapma, yeni tercihlerde bulunma ve dahası başbakanı değiştirme imkanına sahiptir. Başbakanın değiştirilmesi bir sistem krizine yol açmadan yapılabilir.79 Bu bağlamda hükümet istikrarsızlığı olarak görülen dalgalanmalar, daha derin sistem krizlerinin önlenmesini sağlayan araçlardır.80
  • Demokratik ömrü daha uzun olan bir sistemdir. Fred W. Riggs, parlamenter sisteme sahip hükümetlerin, bu sistemin sahip olduğu siyasi süreçlerin esnekliği, yasama yürütme çatışmasının yaşanmaması gibi yapısal özellikler nedeniyle, daha uzun yaşayabildiklerini savunmaktadır.
  • İktidarın paylaşımını artırarak kutuplaşmayı azaltır, uzlaşmayı kolaylaştırır.
  • Parlamenter sistemde oluşan koalisyon hükümetleri iktidarın birden fazla parti arasında paylaşılmasını sağlar. Hükümetin düşürülebilme olasılığı, iktidarı küçük partilerin de talep ve çıkarlarını dikkate almaya zorlar. Küçük partilerin de iktidara gelme ve böylece siyasi sistemde pay sahibi olma şansı bulunur ve bu durum onların demokratik katılımını güçlendirir. Hükümet başkanının konumu açısından, başbakanlar özellikle koalisyon hükümetlerinde diğer kabine üyelerine karşı daha yakın bir seviyede konumlanır. Böylece kabine üyeleri politika üretiminde daha özerk davranma şansına sahip olabilirler.
  • Halkın katılımını ve demokratik temsili güçlendirir. Parlamenter sistemlerde seçim sistemi olarak daha çok nispi temsil sistemi tercih edilmektedir. Bu seçim sistemi ise siyasi parti çeşitliliğini ve daha demokratik temsili sağlamaktadır. Bu koşullar ise toplumsal talep ve ihtiyaçların daha etkin bir şekilde parlamentoya, oradan da hükümete aktarılmasını kolaylaştırır. Böylece vatandaşların yönetim nezdindeki temsili güçlenmiş olur.
  • Devlet başkanlarının uzlaştırıcı etkisi vardır. Bir kral/kraliçe veya cumhurbaşkanı tarafından temsil edilen devlet başkanlığı makamı, partiler üstü tarafsız kimliğiyle hem şiddetlenen siyasi çekişmelerde ara bulucu rolü üstlenir hem de iktidarın gücünü frenleyici bir rol oynar. İktidar ile muhalefet arasındaki krizlerde devlet başkanının tarafsızlığı bir dengeye ve uzlaşıya varılmasına yardımcı olur.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK YAZILARIMIZ;

Parlamenter Sistem

PARLAMENTER SİSTEMİN AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI

Parlamenter Sistem Avantajları ve Dezavantajları Nelerdir?

Parlamenter sistemin avantaj ve dezavantajları hakkında bilgiler:

Demokratik ülkeler anayasal sistemlerini, yönetim biçimlerini oluştururken genellikle tecrübe edilmiş hükümet modellerinden birini (parlamenter, başkanlık, yarı-başkanlık) tercih etmek durumunda kalmaktadırlar. Bir tercihte bulunurken ülkelerin siyasal, sosyal, kültürel ve tarihsel koşulları önemli birer değişken olarak ortaya çıkar. Ancak tercihte göz önünde tutulan etkenler sadece bu reel koşullar değildir. Her bir hükümet sisteminin demokrasi kalitesi ve siyasi istikrar açısından nasıl bir karaktere sahip olduğu, bünyesinde ne gibi avantaj ve dezavantajlar taşıdığına dair teorik analizler de hükümet sistemlerini tercih etmede belli bir değer taşımaktadır. Zira yönetimin istikrarı ve etkinliği üzerinde hükümet sisteminin de anlamlı bir payı olduğu kabul edilmektedir.

Aşağıda parlamenter sisteme atfedilen avantaj ve dezavantajlar bir araya getirilmiştir. Karşıt iki sistem olmaları hasebiyle, parlamenter sistemin güçlü yanları aynı zamanda başkanlık sisteminin zayıf yanlarını oluştururken, zayıf yanları başkanlık sisteminin güçlü yanlarını oluşturmaktadır.

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK YAZILARIMIZ;

Parlamenter Sistem

PARLEMENTER SİSTEM

 PARLAMENTER SİSTEM NEDİR?

Parlementer Sistem Hakkında Bilgiler:

  • Parlamenter sistem hem Cumhuriyetlerde hem de Monarşilerde görülür.
  • Monarşilerde devlet başkanına, kral, prens, imparator denilir.
  • Devlet başkanı seçim yoluyla belirleniyor ise (Cumhuriyet) genellikle parlamento bu seçimi yapmaktadır.
  • Bir diğer önemli özellik Başbakan parlamento içinden çıkmaktadır.
  • Parlamenter sistem yumuşak kuvvetler ayrılığına dayanmaktadır. Çünkü Bakanlar kurulu üyeleri aynı zamanda (genellikle) parlamento üyeleridir.
  • Yürütme ile yasama arasında karşılıklı bağımlılık bulunur: GÜVEN OYU
  • Bakanlar Kurulu görevine devam edebilmesi için parlamentoda güvenoyu almak zorundadır!
  • Yürütmenin başında bulunan devlet başkanı belirli şartlar oluştuğunda parlamentoyu feshedebilir! (Fransa ve Türkiye örneği)
  • Parlamenter sistemlerde devlet başkanı siyaseten (cezai olarak değil!) sorumsuz olduğu için sembolik bir makam olmalıdır!
  • Tüm sorumluluk bakanlarındır!
 PARLAMENTER SİSTEMİN TÜRLERİ
  1. İkici (Düalist) Parlamenter Sistem-Tekçi (Monist) Parlamenter Sistem.
  2. Rasyonelleştirilmiş Parlamenter Sistem.
  3. Çoğunlukçu (Westminster) Parlamenter Sistem – Oydaşmacı Parlamenter Sistem