Üst Düzey Yönetici Belgesi
Siyaset Bilimi Siyaset Bilimi Hakkında Herşey!İncele

Siyasi Aktörler

Siyasette Siyasal Aktörler Kimlerdir?

Siyasette siyasi aktör olarak karşımıza Bireyler,  Baskı Grupları, Siyasi Partiler, Kamuoyu, Sivil Toplum ve Siyasal, Bürokratik Otoriteler ve Kurumlar çıkmaktadır. Bunlara aşağıda kısaca göz atalım.

1- Siyasetin Aktörü Olarak Birey

birey

Kişinin siyasal değer, inanç ve tutumları zaman içinde meydana gelmektedir. Kişi içinde yaşadığı siyasal kültürün içerdiği değer yargıları, anlayışlar, davranış kuralları çerçevesinde “siyasal bir insan” olarak biçimlenmektedir. Siyasal toplumsallaşma (political socialization) tek başına bireyi bir siyaset aktörü konumuna getirmez. Siyasal aktör, siyaset sürecinde etkin olabilmeyi de içermektedir.

Bireyi siyasal katılmaya yönlendiren nedenler ikiye ayrılabilir.

Sanayi devrimiyle beraber ortaya çıkan sanayileşme ve ticarileşme süreci ve bunun beraberinde getirdiği sınıfsal ve siyasi değişimdir. Devletin giderek artan işlevleri, bireyin yaşantısını daha yoğun etkileyen faaliyeti, her bireyin ve topluluğun siyasal sürece daha yakın ilgi duymasına, onu etkilemeye yönelmesine neden olmaktadır.

Siyasal katılma çeşitli yaklaşımlarla tanımlanabilecek bir kavramdır. Dar anlamda örneğin yalnızca seçimlere katılma olarak algılanabileceği gibi; geniş anlamda, örneğin bürokrasi ve siyasal karar alma sürecinin her aşamasına katılım olarak da tanımlanabilir.

Huntington’a göre siyasal katılma: “politikacılar dışındaki yurttaşların siyasal kararları etkilemeye” çalışmasıdır.

Bireyin hem genel düzeyde hem de yerel düzeyde devlet organlarının çalışmalarını ya da kararlarını etkileyen tüm davranışlar; kendilerince ya da tasarlanan yasal ve yasal olmayan, başarılı ya da başarısız davranışların tümü siyasal katılma kavramı içerisinde yer alırlar. Türkiye’de yapılan birçok araştırma, kırsal kesimde görülen yüksek oy verme eğiliminin, siyasal insan oluşumundan çok uyarılmış davranış kategorisinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadırlar.

“Temsili demokrasinin varsayımları içinde yurttaştan beklenenler çok sınırlıdır. Söz konusu olan daha çok pasif bir yurttaştır.” Tekeliye göre temsili demokraside birey siyasetin pasif bir aktörüdür ve temel fonksiyonu seçim dönemlerinde oy kullanmaktır. Ancak tekeli çoğulcu demokraside durumun farklı olduğunu belirterek şöyle der: “Partiler içinde iktidarı kontrol etmek isteyenler iktidarı elde ettiklerinde parti üyelerine ve yandaşlarına siyasal sadakat karşılığı çıkar dağıtmaktadırlar. Bu partiler kadroları siyasal başarıyla şekillenen bir örgüt olmaktan çıkararak, parti içi sadakatlerle şekillenen örgütlere dönüşmektedirler.

2- Siyasetin Aktörü Olarak Baskı Grupları

baskı grupları

Baskı grupları çıkarları doğrultusunda bir araya gelen ve bu çıkarları siyasal otoriteler tarafından kabulünü sağlamak ya da savunmak amacıyla oluşturulmuş yapılardır. Baskı grubunun amacı iktidarı ele geçirmek olmamakla birlikte müşterek ideal ve amaçlar doğrultusunda siyasi kararları etkilemeye yönelik faaliyette bulunan toplumlar olarak tanımlamamız mümkündür. Bir baskı grubunun her istediğini ödünsüz elde etmesini engelleyen baskılar bütün siyasal sistemlerde mevcuttur.

Gabriel Almond ve Bingham Powell baskı gruplarını anomik, örgütlenmemiş, kurumsal ve örgütlenmiş olarak dört temel gruba ayırmaktadır.

1.Geçici (anomik) baskı grupları: Aniden ortaya çıkan organize edilmemiş gruplardır. Kendiliklerinden meydana gelirler ve şiddet eğilimlidirler. Yine kendiliklerinden ortadan yok olurlar.

2.Örgütlenmemiş baskı grupları: Organizasyon açısından birinci gruba göre daha ileri sayılmalarına rağmen yine de düşük düzeydedir. Ülkenin demografik yapısını oluşturan birimlerin kendi özelliklerinden kaynaklanan nedenlerle zaman zaman siyasal mekanizmayı yönlendirmeye çalışmaktadırlar.

3.Kurumsal baskı grupları: Üniversiteler, ordu, bürokrasi gibi kuruluş amaçları çıkarların birleştirilmesi olmayan ancak üyesi oldukları kurumlar gereği zaman zaman siyasal mekanizmaya yönelik faaliyetlerde bulunan gruplardır. Bu gruplar, kendi siyasal çıkarları için gösteri yürüyüşü düzenleme, ilan verme gibi yöntemleri kullanabilirler.

4.Örgütlenmiş baskı grupları: Tam anlamıyla organize yapıdadırlar ve bilinçli şekilde karar mekanizmalarına baskı yaparak hedeflerine ulaşmayı amaçlarlar. Örgüt, maddi güç ve profesyonel kişilerden oluşur.

3- Siyasetin Aktörü Olarak Siyasi Partiler

Siyasal partilerin en önemli fonksiyonlarının başında siyasal katılımı sağlamak ve vatandaşların sistemle bütünleşmesini temin etmek gelmektedir.

Partilerin insan gücü: liderler, aktif üyeler (partizan), sıradan üyeler ve gönüllülerdir. Partiler siyasal sisteme, istek girdilerinin ulaşmasını sağlayan en önemli araçlardandır. Ülkede siyasal göreve gelebilmenin ön koşulu bir siyasal partiden aday gösterilmektir. Partilerin kamu görevine aday bulunması ve göstermesi evrensel bi olgu olarak göze çarpıyor. Bir partinin yaşayabilmesi için kadrola ve maddi kaynaklara gereksinimi vardır. Partilerin üyeye ve kadrolara ihtiyacı değişik yollardan karşılanır. Bazı partiler üye sayısını yüksek tutmaya yönelirler, diğerleri partiye ve düşüncesine bağlı az sayıda üyeye sahip olmayı yeğleyebilir. İktidara ortak olmayan partilerin işlevi muhalefette bulunmaktır. Muhalefetin görevi, sistemin kararını eleştirmek, denetlemek ve almaşıklar sunmak böylece kendilerine iktidar yolunu açmaya gayret etmek olarak açıklanmaktadır.

4- Siyasetin Aktörü Olarak Kamuoyu, Sivil Toplum

Kamuoyu halkı ilgilendiren bir mesele hakkında belirli bir zamanda , “genel yargı” yahut ortak “kanaattir.” Azınlığın kararlı ve örgütlü biçimde savunduğu bir görüş, çoğunluğun gevşek alarak benimsediği bir görüşe ağır basabilir. Bu gibi durumlarda kamuoyu azınlığın etkisi altında oluşabilir. Kamuoyu sivil toplum kavramı ile yakından ilintili bir olgudur.

Hegel, Sivil toplum kavramını olumsuz bir tanımlama olarak kullandı. Sivil toplum, aile bireylerini aile bağlarından kopararak aralarındaki uyumu bozar ve bireyleri birbirinin hasmı haline getirir. Buna karşılık Locke’da ise sivil toplum, bireylerin rasyonel tercihlerinin bir uzantısı olarak gelişir.

Sivil toplumun gelişmesi beş temel önkoşulun gerçekleşmesine bağlıdır (Ömer Çaha):

  • Toplumsal Farklılaşma, (kesret)
  • Toplumsal Örgütlenme,
  • Gönüllü Birliktelik, (kesrette vahdeti sağlamak)
  • Toplumsal Düzeyde Otonomileşme,
  • Baskı Mekanizması Oluşturma” şeklinde zikretmek mümkündür.

Sivil toplum devletin şekillendirmediği, kendi inisiyatif ve renkliliğine terk ettiği devlet dışı alanı ifade etmekle sınırlı kalmamakta, aynı zamanda aktif ve örgütlü siyasal katılım ve politizasyon sürecini de ifade etmektedir. Sivil toplumun sağlıklı olabilmesi için demokratik olmasına, demokratik olabilmesi için de devlete ihtiyaç vardır.