Üst Düzey Yönetici Belgesi
Siyaset Bilimi Siyaset Bilimi Hakkında Herşey!İncele

DOST DÜŞMAN AYIRIMI

Carl Schmitt’e göre Dost-Düşman Ayırımı

Carl Schmitt

Schmitt, siyasetin ne olduğunu belirlemek için işe siyaset ile devletin  birbirinden çok farklı şeyler olduğunu söylemekle başlıyor. Ona göre siyaset devletten  önce var, devletin olmadığı koşullarda da siyaset var. Bu önemli bir tespit. Devlet  ortadan kalksa veya belirli bir toplumda, şu veya bu nedenden ötürü yıkılsa da,  siyaset var olmaya devam edecek, çünkü devlet gerçekte insanların birlikte  yaşayarak, bir toplum oluşturmalarını sağlayan bir kurum olmasının ötesinde bir olgu  değil. Yani bir anlamda evrensel değil, tarihsel bir olgu.

Carl Schmitt’e göre devlet siyaseti içerir ve hatta içermesi de gerekir. Bazı  durumlarda devletin Siyasal niteliğinin dumura uğradığı da ya da devletin Siyasal bir  biçimde hareket etmekten kendi isteğiyle kaçırdığına tanık olunuyor. Her ne kadar  Nazi hareketinin bir şekilde içinde olsa da, Schmitt, Hitler’in ele geçirmiş olduğu  Weimar Cumhuriyeti’nin yönetim tarzına büyük bir eleştiri yaparak, siyaset yapma yeteneğinden yoksun devlet tanımı getiriyor.

Schmitt’e göre düşmanın gerçek bir tehdit teşkil etmesinin de pek önemi yoktur, zira taraflar arasında fiili bir çatışma patlak verdiğinde, ancak çatışmada taraf olanlar, gerekli kararı almak durumundadırlar. Birinin varlığının diğerlerini yok etme potansiyeli taşıyıp taşımadığına, taraftar kendileri karar vereceklerdir. Dostu düşmandan ayırt etmek için, sezgi ve siyasal içgüdü sahibi de olmak gerekmektedir. Ahlaken kötü olanın, estetik bakımdan itici olanın, ya da ekonomik açıdan zararlı olanın, mutlaka düşman olması gerekmez. Tıpkı ahlaki kriterler açısından iyi olanın, estetik açıdan güzel ya da ekonomik açıdan faydalı olanın da, siyaseten dost olarak tanımlanmasını gerektirmediği gibi.

Siyasal anlamda tanımlanan düşman, kişisel nefretleri uyandıran biri de değildir. Kişisel nefret ya da garezin siyasette değil, sadece özel yaşam da bir anlamı olabilir. Rakip olarak belirlenmiş olanı top yekûn dışlamak, ona diz çöktürüp belini kırmak, hatta yok etmek, siyasetin doğal hedefi olmalıdır. Weimar Cumhuriyeti’nin siyaset zafiyeti ve yetersizliği, dost düşman karşıtlığını tespit edememiş olması, Nazizmin yükselişinin sorumlusudur. Dost düşman ilişkisi üzerine bina edilmiş siyaset belirleyicidir ancak diğer yandan dostu düşmanı ayırt edememek, başka bir deyişle siyaset yoksunluğu da aynı ölçüde belirleyicidir.

  • Düşmanı yok etmekten kaçınmanın ancak bir tek nedeni olabilir.
  • Düşmanla anlaşma yapmanın, daha yararlı olacağına ilişkin bir kanaatin uyanmasıdır.
  • Aksi takdirde düşman siyaseten elenmesi gereken bir unsurdur ve bundan geri kalan da, bizzat kendisi elenmeye hazır olmalıdır.

Schmitt’in, siyaseti tanımlamak için ortaya koyduğu kritere göre, bir toplumda Siyasal bir alanın var olması için, mutlaka “yabancının” ya da “ötekinin” de var olması Schmitt Bu yaklaşımları yaparken geçmişte, eski Yunan polis devletlerinin arasındaki rekabet Platon’a Devlet’i ve İtalya’daki Site-devletler arasındaki rekabet nedeniyle meydana gelen savaşlardan ötürü İtalyan Birliği’nin gerçekleşmesinden şikâyetçi olduğu için Machiavelli’ye Prens’i, diğeri ise İngiltere‘yi sarsan din savaşlarından duyduğu endişeden ötürü Hobbes, Leviathan’ı yazmışlardır. Öte yandan Marx’ın siyaset düşüncesi, sınıflararası çatışma ve bir sınıfın diğerini sömürmesi üzerine temellenmiştir. Weber’in siyaset teorisine zemin oluşturan ise yaşadığı dönemin çeşitli Avrupa ülkelerinin emperyalist emelleri uğruna. birbirlerine karşı giriştikleri amansız mücadeledir. Bu fikir ayrılıklarının ötesinde, Mouffe, birbirine hasım olan taraflar birbirlerine karşı kıyasıya bir mücadele ederler, mücadelelerini liberal demokrasinin ahlaki ve Siyasal ilkelerini kabullenmiş olarak, hatta kendilerinden mal etmiş olarak sürdürürler, diye bir yaklaşımda bulunur. Schmitt elbette bu yaklaşıma tamamen zit bir görüştedir, çünkü o yukarıda açıklamaya çalıştığımız gibi baştan beri rakipler arasında oturup konuşmanın, uzlaşma noktaları aramanın, boşuna bir çaba olduğunu savunmakta ve tarafların ortak prensiplere ve hatta aynı mücadele biçimlerine sahip olmadıkları görüşünü öne sürmektedir. Mouffe bir yerde Schmitt’e hak vererek, liberal demokrasi, çoğulculuğun en uç noktasına kadar götürecek radikal modeller üzerinde durmak, onları düşünmek gerekir derken, liberal demokrasinin de hedefi düşmanlık ortamını pekiştirme potansiyeli taşıyan koşulları değiştirerek, siyasi mücadelenin hasımlar arasında değil, birbirine karşı sadece muhalif ve karşıt olanlar arasında cereyan etmesini sağlamak olmalıdır diyor.